Sentenced

Sentenced 1989 yılında Finlandiya`da kurulmuş, 2005`de dağılmış death metal grubu.


Biyografi

Sentenced`ın selefi Deformity 1988 yılında kuruldu fakat 1989`da grup elemanlarının birçoğunun değişmesi sonucu grubun adı da Sentenced olarak değişti. O zamanlarki kadroda Miika Tenkula (gitar&vokal), Sami Lopakka (gitar), Vesa Ranta (davul), Lari Kylmänen (bas gitar) yer alıyordu ve 2 demo kaydettiler.

1991 yılına gelindiğinde grup, ilk albümleri “Shadows Of The Past“`ı kaydederken Kylmänen`in yerine bas gitarist Tanelli Java gruba dahil oldu. Bu albümle tarzları katıksız ve hızlı Avrupai death metal olarak görüldü.Daha sonra grubun vokalisti Taneli Jarva oldu. 1992`de 3 yeni şarkı daha yayımlayan Sentenced, sonunda Finlandiyalı bir müzik şirketiyle anlaştı ve gerçek anlamda müzik kariyerine başlamış oldu.

İkinci albüm North From Here 1993`de piyasaya çıktı. Ortada yepyeni bir Sentenced vardı. Grubun becerikli ve öfkeli hali gruba bir basamak daha atlattı ve grup 1994 yılında daha fazla tanınmak için Spinefarm`dan daha büyük bir şirket olan Century Media Records ile anlaştı.

1995`te çıkardığı Amok ile patlama yaşadı, eleştirmenlere ve hayranlarına göre bu albüm yapmış oldukları en iyi çalışmadır. Jarva`nın vokali olgunlaşmış, grup melodik bir yapı kazanmıştı. Bu albümden sonra da Avrupa`da turne çalışmalarına hız kazandırmışlardır.

Jarve unlu olmak istemiyordu.Bu nedenle grutan ayrıldı.Jarva`nın böyle başarılı bir albümden sonra gruptan ayrılması şaşkınlık yaratsa da onun yerini Ville Laihiala almıştır 1996`da. Kısa sürede Almanya`ya giden grup burada 4. albümleri Down`u kaydetti. Müzikal gelişime daha açık Ville ile grup gene bir basamak atlamştı. Bu arada basçı Sami Kukkohovi`de gruba yardım ediyordu. 1997 yılında grubun daimi elemanı oldu.

5. uzun albümleri Frozen (1998) Down gibi Woodhouse Stüdyolarında kaydedilmişti ve gene Down`a benzer müzikal bir yapıya sahipti. Kukkohovi ve Laihiala ikilisinin gruba katkıları hissedilir düzeye gelmişti, o yüzden bu albüm daha ortak bir çalışma sonucu oluşturulmuştu. 1999 da parça sırasının daha farklı olduğu ve birkaç şarkının (yorumladıkları) daha eklendiği Frozen`ın özel versiyonu yayımlandı.

Bir sonraki Sentenced albümü en iyi albümlerinden biri olacak Crimson oldu (2000). Bu albüm “Killing Me, Killing You” gibi grupla artık birlikte anılacak bir şarkıyı içeriyordu. 2 yıl sonra, 2002`de The Cold White Light raflardaki yerini aldı.

Grup, 2005`te sıradaki The Funeral Album`ün son olacağını belirterek, bunun bir reklam olmadığını bir daha yeniden asla toplanmayacaklarını ifade etti. Son bir turneye çıkıp, birçok konser verip, bir de DVD çıkarma sözü vererek dağıldılar ve sözlerini de tuttular. 27 Ocak 2006 tarihinde piyasaya sürülen “Buried Alive” adlı Finlandiya, Oulu’daki son konser görüntülerini içeren iki disklik dvd, Sentenced hayranlarının eline geçebilmiş son görüntüler oldu.
Ville Laihiala bu grubun dağılmasından sonra Poisonblack isimli grupta solist olarak kariyerine devam etmiştir. Laihiala Sentenced dağılmadan önce de bu grubun ilk albümünde gitaristlik yapmıştı.


Son elemanlar

  • Ville Laihiala - Vokal (1996-2005)
  • Miika Tenkula - Gitar (1989-2005)
  • Sami Lopakka - Gitar (1989-2005)
  • Sami Kukkohovi - Bas gitar (1996-2005)
  • Vesa Ranta - Davul (1989-2005)


Önceki elemanlar

  • Lari Kylmänen - Bas (1989-1991)
  • Taneli Jarva - Bas & vokal (1991-1996)


Yardımcı elemanlar

  • Niko Karppinen - Bas (1995-1996)
  • Tarmo Kanerva - Davul (yaz 1999)


Özel konuklar

  • Vorphalack - Yedek vokal (1996)


Diskografi


Demo Albümleri

  • When Death Joins Us… (1990)
  • Rotting Ways to Misery (1991)
  • Journey To Pohjola (1992)


EP’ler

  • The Trooper (1993)
  • Love & Death (1995)


Stüdyo Albümleri

  • Shadows of the Past (1991)
  • North From Here (1993)
  • Amok (1995)
  • Down (albüm) (1996)
  • Frozen (1998)
  • Crimson (2000)
  • The Cold White Light (2002)
  • The Funeral Album (2005)


Derlemeler

  • Story - Greatest Kills (1997)


Single’lar

  • Killing Me, Killing You (CDS 1999)
  • No One There (CDS 2002)
  • Routasydän (CDS 2003)
  • Ever-Frost (CDS 2005)


Videolar

  • Nepenthe (1994)
  • Noose (1996), Sökö Kaukoranta yönetti
  • Bleed (199x)
  • The Suicider (1998)
  • Killing Me Killing You (1999), Pasi Pauni yönetti
  • No One There (2002), Pete Veijalainen yönetti
  • Ever-Frost (2005), Mika Ronkainen yönetti.
  • Despair Ridden Hearts (2005)


Dış bağlantılar

  • Metal gruplarının biyografileri
  • Sentenced resmi sitesi

Sea Sparrow

RIM-7 Nato Donanmasının standart Gemi Konuşlu Kısa Menzilli Hava Savunma Füzesi’dir


Genel Bilgiler

Paktın standart gemi konuşlu nokta savunma füzesi olan Sea Sparrow konsorsiyum tarafından geliştirilmiştir. Havadan havaya AIM-7 Sparrow füzesinin deniz platformlarına uyarlanmış versiyonu olan bu füzenin bütün versiyonları, Nato Sea Sparrow

atışkontrol sistemini kullanır. RIM-7M ve RIM-7P tanımlı yaygın iki versiyonu bulunan füzeye, P modelinde programlanabilir bir bilgisayar ve veri yolu eklenmiş


Atış Rampaları

Füze, farklı gemiler üzerinde MK 29 Mod 1 sekizli rampasında ya da MK 41 VLS´den (Vertical Launcher System/Dikine Fırlatma Sistemi) ateşlenir. Genelolarak MK 29′u kullanan birçok ülkenin aksine ABD, Aegis muharebe sistemi ile donatılmış gemilerinde dikine fırlatma kabiliyetli MK 41′i terchi etmektedir.


Türk Donanması’nda Sea Sparrow

Sea Sparrow, Türk Deniz Kuvvetleri’nin Yavuz ve Barbaros sınıfı firkateynlerinde de kullanılmaktadır


Teknik Veriller


RIM-7 Sea Sparrow

  • Üretici Firma(lar): Raython
  • Üretici Ülke(ler):
  • Tipi: Kısa Menzilli Hava Savunma Füzesi
  • Güdüm Sistemi: Yarı Aktif Radar Güdümlü
  • Harp Başlığı: 35 kg Parça Tesirli Yüksek Infilakli
  • Azami Etkili Menzili: 17 km
  • Azami Etkili İrtifası: -
  • Sürati: 2+ mach
  • İtki Tipi: Katı Yakıtlı Roket Motoru
  • Uzunluğu: 3,65 m
  • Çapı: 180 mm
  • Ağırlık: 232 k


Ayrıca Bakınız


Videolar

  • http://www.youtube.com/watch?v=Y-cX4thf-kk
  • http://www.youtube.com/watch?v=9iZQGhxrhpM

Warez

Warez, telif hakkı saklı materyallerin, telif hakkı yasaları çiğnenerek ticaretinin yapılması anlamına gelir. Bu tanım, genelde arkadaşlar arasındaki peer-to-peer dosya paylaşımları veya özel sunucular sayesinde büyük grupların dosya paylaşımlarından çok; telif hakkına sahip materyallerin, organize gruplar tarafından yasadışı yayınlarını tanımlar. İlk başlarda sadece çeşitli yeraltı bilgisayar grupları tarafından kullanılan bu tanım, günümüzde İnternet kullanıcıları ve medya sektörü arasında da sıkça kullanılıyor.

1990′ların öncesinde, korsan yazılımlar “wares” olarak adlandırılmaktayken, daha sonraları kendi diline sahip yeraltı dünyası “s” harfinin yerine “z” harfini getirdi ve “warez” kelimesini tüm korsan yazılımlar için genel bir isim olarak kullanmaya başladı. Bu zamanlarda, büyük dosyaları yavaş modem ve BBS bağlantıları aracılığı ile yollamak çok vakit aldığından, korsanlar diğer korsanlarla birebir ticaret yaparlardı. Dolayısıyla, yazılım korsanları kendilerini, koleksiyonları ile beraber bir nevi satıcı, tüccar vs. olarak benimsiyor ve uygun kelime olarak da “wares”‘i kullanıyorlardı.


Terminoloji

Warez kelimesi, İngilizce’de genelde “wares” [weə(r)z] şeklinde telafüz edilse de; bazı zamanlar İspanyolca bir kelime olan Juárez’in [uaɾez] yanlış şekilde telafüz edilişi olan [warɛs] şeklinde de kullanılmaktadır. Software yani yazılım kelimesinin çoğulu anlamına gelip, bu kelimeden türetilmiştir.

Warez kelimesi İngilizce’de genelde “isim” olarak kullanılmaktadır: “My neighbor downloaded 10 gigabytes of warez yesterday” (”Komşum dün internetten 10 GB yasadışı yazılım indirdi.”) Ancak “fiil” olarak da kullanılabilir: “The new Windows was warezed a month before the company officially released it” (”Yeni Windows’un resmi olarak piyasaya çıkmasına daha bir ay varken, yasadışı olarak yayınlandı.”) Warez topluluklarına ise küresel olarak “warez scene” (warez örgütü) ya da geniş olarak “The Scene” (örgüt) denmektedir.

Tüm bu kelimeler anlam farklılıkları içermektedir, bazıları gerçek anlamında kullanılıp, toplum tarafından kabul edilirken, bazılarıda imâ içermekte ve aşağılama amacı ile kullanılmaktadır. Her ne kadar, “korsan yayın” (piracy) belirli kanundışı faaliyetler için kullanılan bir kelime olsa da, doğal içeriğinde “…birinin yaptığını izin almadan tekrar üretmek veya kullanmak” anlamını taşımaktadır. The American Heritage® Dictionary of the English Language: Fourth Edition “Pirate”.. Özgür Yazılım Kurumu’nun da (Free Software Foundation (FSH)) dahil olduğu bazı gruplar, bu tanıma karşı olup, bunun yerine “hırsızlık” (”theft”) kelimesini kullanmaktadır. FSH’ye göre, “Yayıncılar, yasadışı kopyalamayı korsan olarak tanımlamaktadır. Bu açıdan
bakıldığında yasadışı kopyalama yapanlar, denizlerde gemilere saldırıp insanları kaçıran ve öldürenlerle etik olarak bir tutuluyor.” FSH bu yüzden, korsan olarak tanımlanan kavramın, yasadışı kopyalama (”prohibited copying”) veya izinsiz kopyalama (”unauthorized copying”) olarak tanımlanması gerektiğini savunuyor.

Öte yandan birçok kendini kanıtlamış yazılım korsanı ise, “korsan” tanımından gurur duyuyor, kendilerini filmlerde çizilen romantik korsan portreleri ile özleştiriyor ve aralarında korsan gibi konuşarak şakalaşıyorlar. Tanım tartışılmasına rağmen, “Pirates With Attitude” gibi bazı gruplar tarafından ise zevkle kabul ediliyor.

Bu yazıda kullanılan “korsan” kavramı, geniş anlamı yansıtmakta ve belli bir görüşü desteklememektedir.


Tarihçe


Korsan üretim

Bilgisayarlar ve yazılımlar olmadan önce de korsan kavramı vardı. Her zaman olmasa da çoğunlukla kâr amaçlı olan korsan üretimin, 1980′li yıllar boyunca en ünlü ve önemli hedefi Lacoste ürünleriydi. Halen varolan bu korsan üretim, genelde Çin, Tayvan, Tayland, Rusya gibi Doğu Bloğu ve Asya ülkelerindeki suç örgütleri tarafından yapılmaktadır. Bu suç örgütleri yasadışı olarak; milyonlarca tekstil ürününün, eletronik ürünün, mikroçipin, müzik CD’sinin, VHS, CD ve DVD filmlerinin, yazılım uygulamalarının vs. korsan üretimini yapmaktadır.

Çoğu korsan yazılımın üretimi, Asya’daki fabrikalarda yapılmasına karşın, genelde bunların dağıtımı, birinci-dünya ülkesi olan ve birçok uluslararası tescilli yazılım sahibi firmanın konumlandığı ABD ve Batı Avrupa Ülkelerinde başlar. Korsan kopyalar, birçok Güney Amerika, Asya, Orta Doğu and Doğu Avrupa Ülkesinde sokaklarda rahatça satılmaktadır. Bazı ülkelerde ise korsan kopyalar, orijinal fiyatına satılmakta ve bunun sonucu yılda milyar dolarlarla ifade edilen bir işlem hacmi ortaya çıkmaktadır. Batı ülkelerinde korsan kopyalar genellikle, New York’taki Chinatown ve Toronto’daki Pacific Mall gibi özel bölgelerde satılmatadır. Korsan ürünlerin rahatlıkla mağazalarda satıldığı Asya ülkelerinin aksine, Batı ülkelerinde böyle bir dağıtım çok nadirdir.


Korsan yazılımın yükselişi

Korsan yazılıcımlık, ilk ticari yazılımın satışa sunulmasından beri varolan bir konudur. Bilginin kaydedildiği biçim, kaset veya disket iken, yazılım korsanları bunları kopyalamanın bir yolunu bulur ve arkadaşlarına dağıtırlardı. Apple II, Commodore 64, Atari 400, Atari 800, ZX Spectrum, Amiga, Atari ST ve diğer kişisel bilgisayarlar üzerine başarı korsan toplulukları kuruldu. Tüm BBS ağları bir anda bir kişiden diğerine yasadışı dosya transferi için kullanılmaya başlandı. Amiga ve Commoder gibi kendi uluslararası korsan ağlarına sahip makinelerden, bir ülkede henüz olmayan yazılım BBS ağları aracılığı ile kısa zamanda yayılıyordu.

1980′lerde yazılımların, disket ve e-posta (mail trading) ile dağıtımında oldukça yaygındı. Özellikle Avrupa Kıtası’nda, lider korsan ve “cracker” grupları, etkileşim kanalı olarak ilk sırada e-posta üzerinden dağıtımı kullanıyorlardı. E-posta üzerinden yapılan bu ticaret, ayrıca Doğu Bloğu ülkelerinde bilgisayarla ilgilenenler içinde önemliydi. Buradaki insanlar bu yöntemi kullanarak, Batı Ülkelerindeki yeni programlara anında sahip olabiliyorlardı.

Önceki sistemlerde, kopya koruma düzenleri, “cracker” adı verilen korsanlara karşı yapılıyordu. Cracker’lar bir oyun piyasaya çıkar çıkmaz, korsan sürümünü korsan topluluklarına dağıtıyorlardı.

Buna rağmen,1990′lı yıların başına kadar, korsan yazılımcılık çok ciddi bir sorun olarak görülmemekteydi. 1992′de Software Publishers Association, “Don’t Copy That Floppy” (”Bu Disketi Kopyalama”) isimli reklamla desteklediği kampanyası ile korsam yazılıma karşı savaşına başladı. Korsana karşı mücadele son yıllarda çok genişlemiş olsa da, Software Publishers Association (SPA) ve Business Software Alliance (BSA) halen dünya çapındaki en faal kuruluşlardır. SPA ve BSA, Recording Industry Association of America (RIAA), Motion Picture Association of America (MPAA) gibi kuruluşların yanı sıra American Society of Composers, Authors, and Publishers (ASCAP) ve Broadcast Music Incorporated (BMI) gibi kuruluşlarlada yardımlaşmaktadır.

Korsanla mücadele için birçok uluslararası dev örgüt, kurum vs. kurulması, akıllara korsan sektörünün nasıl bu kadar büyüyebildiği sorusunu getirecektir. Korsan sektörünün dünya çapında gelişmiş bir suç alanı olmasındaki ve bu kadar büyümesindeki en önemli etkenleri şöyle sayabiliriz;


Bilgisayarın yaygınlaşması

1990′ların sonuna doğru, Microsof’un Windows 95′i çıkarmasıyla birlikte, bilgisayar kullanmayı öğrenme süresi oldukça düştü ve bilgisayarlar yaygın bir hale geldi. Windows 95 o kadar etkili oldu ki, gelişmiş ülkelerde orta sınıftaki hemen hemen her ailenin evinde en az bir bilgisayar bulunmaya başladı. Televizyon ve telefonlara gibi bilgisayarlarda bilgi çağındaki her insan için zorunlu bir gereksinim halini aldı. Tabii bilgisayar kullanımının artması ile beraber, korsan yazılımcılık ve sanal suçlarda arttı. Böylece warez, yazılım firmalarının ve firma çalışanlarının gelişimini ve başarısını engelleyen ciddi bir sorun olmaya başladı.


Ağ bağlantılarındaki gelişim

1990′ların ortasında, Internet kullanıcıları halen dial-up bağlantı (çevirmeli ağ üzerinden bağlantı) kullanmakta, ortalama 28.8 ila 33.6 kbit/s (maksimum 56 kbit/s) hız elde edebilmekteydiler. Eğer bir kişi yaklaşık 20 MB büyüklüğünde bir dosyayı Internet üzerinden indirmek isterse, bu işlem Internet’in yoğunluğuna, İnternet Servis Sağlayıcısı’na ve sunucunun hızına bağlı olarak, bir günden fazla sürebiliyordu. 1997 yılında, yüksek Internet hızı sağlayan Geniş Bant Internet teknolojisi yaygınlaşması ile, büyüklüğü fazla olan dosyaların transferi sorun olmaktan çıktı, warez iyice yaygınlaştı ve büyük dosyaların gönderimi ile filmleri de animasyonları da etkilemeye başladı. Yeni nesil Fiber Optik İnternet ise günlük kullanımda 1.6 Tb/s kadar internet hızı sağlarken, labaratuar ortamında bu hız 10 Tb/s kadar çıkıyor.


Toplu halde dosya indirme teknolojisinin icadı

Geçmişte dosya indirmek, bir noktadan başka bir noktaya dosya gönderimi olarak gerçekleşiyordu. Bu sistemde dosyanın indirildiği sunucu, bu noktayı dağıtmakla görevli merkez nokta olurken, diğer nokta ise dosyayı indiren kişiler oluyordu. Ancak burada altı çizilmesi gereken yer, dosyanın sadece merkez noktadan indirilebilmesidir, yani dosyayı bu merkez dosyadan indiren bir kişi daha sonra merkez görevi göremiyor, dosyayı dağıtamıyordu. Bunun yanında indirilecek dosya popüler bir dosya ise, birçok kişi tarafından aynı anda indirilmek istenmesi ve bu kadar çok isteğin yüksek bant genişliği ihtiyacı nedeniyle, merkez nokta yani sunucu kullanılamaz duruma geliyordu.

Peer-to-peer sistemi ile dosyanın tamamına sahip olan kullanılar, sunucu gibi davranıp bu dosyaların kendilerinden indirilmesine izin verse de; mevcut peer-to-peer sistemi içinde aynı kural geçerliydi; dosya ne kadar çok kişi tarafında indiriliyorsa, o kadar yavaş hızla iner.

Toplu halde dosya indirme sisteminin kullanıldığı, eDonkey2000 ve BitTorrent sistemleri ise dosya paylaşımına çok büyük bir yenilik getiriyordu. Bu sistemde dosyayı indiren kişi bir yandan da yüklemektedir. Dosyayı indirenler hızının bir miktarını yüklemeye ayırmakta ve sunucu konumundaki dosyanın tamamına sahip kullanıcıların yükünü hafifletmektedir. Başka bir deyişle, dosya ne kadar çok kişi tarafından indiriyorsa, o kadar hızlı iner.


Türkiye’de korsan yazılım

Türkiye’de korsan olgusu başlangıçta bilişim alanında faaliyet gösteren genç ama yasalardan bağımsız ve uzak olanların eliyle başlatılmıştır. Bilgisayar kullanımı ve sahibi olma durumu kamu ve özel sektör şirketlerinden tabana doğru hızla yayılmaya başladığı 1995 yılı ve sonrasında da yasa dışı ticari bir faaliyet alanı haline gelmiştir. Uluslar arası anlaşmalarda ve ikili anlaşmalarda onayı ve katkısı olan devletin iligili kolluk örgütleri, yargı birimleri ve kaçakçılık ile ilgili birimleri hem vergi kayıplarını önlemek hemde kullanımda adaleti ve üreticinin haklarını güvence altına alabilmek amacıyla çalışmalara da 2000′den itibaren etkin biçimde başlamıştır.

Yapılan yasal takip ve süreçlerin sonucunda Türkiye’de üç değişik yol ve yöntem yasadışı olarak tespit edilmiştir: Kara, hava ve deniz gümrüklerden yasadışı olarak optik disklere fabrika üretimi (replikasyon) olarak basılmış olan ürünler; Türkiye’de özelde büyük üniversitelerin ağ ortamlarını kullanabilen öğrenciler eliyle warez ortamları olarak adlandırılan (scene) FTP sunucularından indirilme ve piyasaya verilmesi; evinde ya da işyerinde internet erişimi olanlar eliyle piyasaya çıkarılanlar.


Warez çeşitleri

Warez yazılımlar, genel olarak aşağıdaki alt kategeorilere ayrılır:

  • appz – Applications: Tüm bilgisayar işletim sistemi platformlarında çalışan yazılım paketleri için kullanılır. Bu ibare paketleme tipinin orijinal ürün replikasyonun birebir ‘iso’ imaj kopyası anlamına gelir.
  • crackz – Cracked applications: Değiştirilmiş bir ya da birkaç uygulama (.exe) dosyası (”crack”) ile veya bir ya da birkaç yama dosyası (”patch”) ile, bir yazılımın deneme sürümünü, orijinal sürümüne çevirmeye ve/veya kopyalama sistemini kırmaya yarayan programlara verilen isimdir.
  • gamez – Games: Hem bilgisayar hem de video konsollarındaki oyunlara yoğunlaşır. Günümüzde daha çok ISO imaj dosyaları ve ROM imaj dosyaları için kullanılmaktadır.
  • moviez – Movies: Korsan filmler için kullanılır. Orjinal film halen gösterimdeyken veya gösteriminden önce çeşitli yollarla piyasaya sürülürler.
  • nocd or no cd – Bir veya birkaç dosyanın değiştirilmesi ile, herhangi bir yazılımın, optik sürücüde CD veya DVD olmadan çalışabilmesini sağlar.
  • tvripz – Televisions: Televizyon dizilerinin, şovlarının yayınlanır yayınlanmaz, reklamlardan arındırarak, çeşitli görüntü formatlarında piyasaya sürülmesidir.
  • mp3z – MP3 audio: Albümlerin, şarkıların ve diğer müzik formatlarının MP3 formunda sıkıştırılarak korsan olarak yayınlanmasıdır.
  • bookz/ebookz/e-bookz – Books: Birebir korsan kopyalarının yanı sıra, tarayıcıdan geçirilip e-kitap haline getirilen, kitap ve dergilerin bulunduğu gruptur.
  • xxx Adult materyaller bu başlık altında toplanmıştır. Tüm pornografik film, resim ve bunların değişik paketleme biçimleri bu ad ile anılır.


Yazılım korsancılığı

Korsan yazılım grupları, verimliliklerini arttırmak için üyeleri arasında görev dağılımları yaparlar. Bu üyeler genellikle internet hızının yüksek, güçlü bilgisayarların mevcut olduğu, birinci dünya ülkelerinde yaşarlar. “Kırıcı” gruplar ise küçük gruplardır, çünkü bir yazılımın korumasını kaldırmak veya deneme sürümünü orijinal sürümü haline getirmek için dosya, yama vs. üretmek, yüksek programlama bilgisi ve becerisi gerektirmektedir. Korsan gruplardaki görev dağılımına bir örnek vermek gerekirse; bir alt-grup yazılımın korumasını kaldırırken, diğer bir alt-grup dağıtılmasını üstleniyor.


Korsanın ücretsiz ve açık kaynak kodlu yazılımlara etkileri

Korsan, ücretsiz ve açık kaynak kodlu yazılımları da etkilemektedir. Kötü niyetli kişiler ya da gruplar bu yazılımları çeşitli amaçlar için yasadışı olarak kullanırlar. Yaygın olarak işlenen suçlar ise şöyledir:


Emek hırsızlığı

Genelllikle, korsanların ücretsiz yazılımlar üzerinde değişiklikler yaparak, yazılımı kendi yazılımları gibi göstermesidir. Eğer bu yazılım açık kaynak kodlu bir yazılım ise yazılımı gerçekten yazan kişiyi belirten bölümlerin yazılımdan çıkarılması çok daha kolaydır. Daha sonra korsanlar bu yazılımlara kendi isimlerini, logolarını vb. ekleyerek, kullanıcıları yazılımın kendileri tarafından yazıldığına inandırırlar.GPL Violations


Yeniden paketleme ve yeniden satış

Bir önceki bölümde korsanların ücretsiz ve açık kaynak kodlu yazılımlarda değişikler yaparak bunları kendi yazılımları gibi gösterdikleri belirtilmişti. Ancak korsanlar bu işlemi aynı zamanda para kazanmak için de yapmaktadır. Örnek vermek gerekirse, OnlinePcFix isimli bir Kuveyt firması, SpyFerret isimli bir yazılımı pazarlıyordu. Sonraları bu yazılımın iç veritabanının tamamiylen Spybot - Search & Destroy veritabanından çalındığı farkedildi. Patrick M. Kolla (14. April 2005) Here’s another database thief. Spybot Search&Destroy.


Değiştirme ve yeniden satış

Yeniden paketleme kavramına benzer olarak bu tipteki hırsızlık da kâr amacı gütmektedir. Değiştirme ve yeniden satış şeklindeki hırsızlıklar, çoğunlukla kaynak kodu rahatlıkla değiştirilebilen “açık kaynak kodlu” yazılımlarda yapılır. PearPC kodları kullanılarak yazılan CherryOS buna bir örnektir. CherrOS yazılımını üreten firmanın daha sonra bu kodları kopyaladığı anlaşılmış olsa da, firma resmi olarak kodları çaldığını kabul etmemektedir. Ancak bu eylem PearPC’nin de dahil olduğu, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kurallarını ihlal etmiştir.

“Yeniden Paketleme ve Yeniden Satış” ile “Değiştirme ve Yeniden Satış” kavramları birbirine yakın kavramlar olsada farklılıklar içermektedir. Yeniden paketleme yönteminde bir veya birkaç yazılımdan çalınan kodlara, yeni kodların eklenmesiyle yeni bir yazılım oluşturulmasını tanımlamaktadır. Değiştirme yönteminde ise kaynak kodlar üzerinde ufak değişiklikler yapılarak yeni bir yazılım oluşturulduğu hissi verilmektedir.


P2P yazılımları

Birçok P2P dosya paylaşım yazılımı, internet üzerinden satışa sunulmaktadır. Eğer bu yazılımlar üzerine arama yaparsanız, bunları gerçek sitelerinde ücretsiz olarak bulabilirsiniz. Halen birçok P2P yazılımı “Bu yazılım tamamen ücretsizdir, eğer bu yazılım için herhangi bir ödeme yaptıysanız, dolandırılmış olabilirsiniz” ve benzeri ikazlarla kullanıcılarını uyarmaktadır.


Film korsancılığı

1990′ların ortalarına kadar, dial-up bağlantılı internet hızının düşük olması nedeniyle internet üzerinden film dağıtımını çok azdı. Bu nedenle büyük film şirketleri, film korsancılığını imkansız görüyordu. Korsanların bu yıllarda kullandıkları teknik “sıkıştırma yazılımları” ile filmlerin boyutunu ve görüntü kalitesini düşürmekti. O yıllarda en büyük korsan tehtidi “yazılım korsancılığı” idi.

Ancak, geniş bant internet teknolojisinin 1998 başlarında yükselişi ile, yüksek kalitedeki filmlerin dağıtımının genişlediği görülmeye başlandı. Öyle ki, direkt orijinal DVD’lerden oluşturulan ISO imaj dosyalarının dağıtımı yavaş yavaş en uygun yöntem halini aldı. Günümüzde, film korsancılığı çok yaygın olup, film şirketlerinin ve temsilci gruplarının en büyük sorunu halini almıştır. Bu nedenle, MPAA film tanıtımlarında sık sık çeşitli bilgilendirmeler yaparak, gençlerin izinsiz ve yasadışı kopyalamadan uzak durmasını sağlamaya çalışmaktadır. iTunes gibi yazılımlarla desteklenen çevrimiçi mağazalara sahip olan müzik sektörünün aksine, film sektörü yasadışı dağıtımı engellemek için halen alternatif bir yöntemin eksikliğini çekmektedir.


Warez dağıtımı

Organize korsan örgütleri, belli kurallarla yönetilir ve bu kurallar ne tür yayınların, ne tür formatlarda yapılacağını belirler. Bu gruplar ayrıca kendi yayınlarını arşivlemek ve üyelerine dağıtmak ve henüz değiştirilmemiş orijinal sürümlerini üyelerine ulaştırmak gibi şahsi amaçları için özel sitelere sahiptirler. Grup arasındaki iletişim Blowfish, AES gibi SSL güvenlikli, şifreli IRC kanallarından sağlanır. Grubun yayınlarının koordinasyonu için iletişim çok önemlidir. Gruplar genelde belli alanlarda uzmanlaşır ve yayınlarını bu alanlarda yaparlar. Dosyaların transferi için ise topsites adı verilen ve birçok dosya liste halinde barındıran siteleri kullanırlar.

Plansız dağıtım ise genelde P2P vb. dosya paylaşım sistemlerini kullanan ortalama bilgisayar kullanıcıları tarafından yapılır. Bu kullanıcılar yayınları dağıtmak için Usenet haber gruplarından, BitTorrent arayüzünden veya IRC XDCC botlarından faydalanırlar. Bu tip yayınlar çok fazla yayılmasa da, neyin, nereden, nasıl yayınlandığının bulunması çok zordur. Organize olmayan bu dağıtım şeklinde yazılım dağıtımı çok nadirdir. Bunun nedeni orijinal bir yazılımı yamalayıp korsan sürümüne çevirmenin uzman yazılımcılık bilgisi gerektirmesidir. Bu tip dağıtım genellikle MP3, kopyalanmış oyun imaj dosyaları ve filmleri kapsamaktadır.


Dağıtım yöntemleri

Warez grupları yayınlarını dağıtmak için çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. HTTP, FTP, FXP, BitTorrent, Peer-to-peer, Usenet and Xabi Direct Client Connection gibi yöntemlerin yanı sıra, dosya dağıtımı sadece bu yöntemlerle sınırlı değildir.

Bir warez dosyasının dağıtımı genellikle şu sırada gerçekleşir:

  1. Yeni popüler bir ticari yazılımın orijinal sürümü, yazılım şirketi tarafından yayınlanır.
  2. Bir warez grubu, DVD ya da CD’nin basıldığı fabrida ilişkili olduğu bir kişiyi kullanarak, yazılımın önbaskını ele geçirir; ya da yayın tarihinden önce veya yayınlanır yayınlanmaz, yazılımı mağazalardan elde eder.
  3. Daha sonra yazılım, kopya korumasını kaldıracak olan cracker veya yazılımcıya gönderilir.
  4. Yazılım uygun formata çevrilir. Genellikle RAR dosyası olarak sıkıştırılıp, küçük paketlere ayrılır. Daha sonra grubun arşivi niteliğindeki özel FTP sunucusuna yüklenir.
  5. Bu paketler çeşitli “topsite”‘lardaki gruplara ait özel sayfalara yüklenir.
  6. Daha sonra dosyalar tüm dünyadaki birçok küçük FTP sunucuna yüklenir ve herkes tarafından indirilebilir hale gelir.

4, 5 ve 6 numaralı işlemler standart bir warez dosyasının izlediği yoldur.

Tamamı olmasa da birçok warez grubu, P2P dosya paylaşımını kullanmazlar ve kullanıcıların warez dosyalarını P2P sunucularında barındırmasına karşı çıkarlar. Buna rağmen, warez dosya dağtımının en yaygın olduğu yer, (Warez P2P), FastTrack (Kazaa), Overnet, eDonkey (eMule), Gnutella/Gnutella2 network (LimeWire, Bearshare, Shareaza, iMesh, etc.), ve Soulseek gibi programların bulunduğu P2P platformudur. P2P sayesinde warez tüm toplumun kullanımına açık hale gelmektedir.

Son yıllarda gelişen başka bir dosya transfer yöntemi ise, dosya barındırma (file hosting) şirketlerini kullanmaktır. RapidShare, MegaUpload, MegaShares vb. büyük firmaların yanı sıra, internette her geçen gün onlarca yeni dosya barındırma şirketi açılmaktadır. Türkiye’de Hemen Paylaş, Paylaş.com, UploadTurk gibi dosya barındırma şirketleri bulunmaktadır. Bu şirketler tamamen yasaldırlar ve amaçları herhangi bir kişinin dosyasını yükleyerek başka insanlarla paylaşmasıdır. Ancak warez grupları ve ortalama bilgisayar kullanıcıları bu hizmeti, telif hakları olan dosyaları sunuculara yükelemek suretiyle, yasadışı olarak kullanmaktadır. Her ne kadar dosya barındırma şirketleri, telif hakkı olan bir dosyanın yüklenmesi durumunda, dosyayı sunucusundan silse de, bu silme işlemi gerçekleşene kadar dosya binlerce, hatta milyonlarca kişi tarafından çoktan indirilmiş oluyor.


Warez dosya biçimleri

Günümüzde warez dosyaları petabytelarla ifade edilmekte ve bu yüzden bunların kontrolünü sağlamak için verimli bir sistem gerekmektedir. Standart bir CD yayını 700 MB’a büyüklüğe kadar veri taşıyabildiğinden , bu büyüklükte bir veriyi internetten yollamak zorluk çıkarabilecektir. Özellikle internet bağlantısının dial-up tabanlı olduğu günlerde bu zorluk gerçekten de mevcuttu. Eğer 4.7 GB’a veri içeren çift taraflı bir DVD yayını var ise bu zorluk daha da büyümektedir. Bu nedenle warez dosyaları çeşitli sıkıştırma formatları kullanılarak (tarihsel olarak sırasıyla LZH, ACE, ARJ, ZIP, RAR ve en yaygın olarak TAR) sıkıştırılır ve ana dosya birçok küçük parçaya ayrılır.

Bu yöntemin tek bir büyük dosya göndermeye karşın birçok avantajı bulunmaktadır;

  • Çift yönlü sıkıştırma ile bazen orijinal bir DVD ya da CD imajı, 10 kata kadar sıkıştırılabilir. Dosya boyutu azalır ve dosyanın transferi için ihtiyaç duyulan bant genişliği küçülür.
  • Eğer dosyanın transgerinde bir proplem çıkar ve veri hasar görürse, tüm büyük dosyayı tekrar yollamak yerine, zarar görmüş birkaç RAR dosyasını tekrar yollamak yeterli olacaktır.
  • Bu yöntem ayrıca dosyanın birçok kaynaktan çekilmesine imkan tanır.

Genellikle FTP sunucu yazılımlarında kendiliğinden bulunan SFV özelliği ile yüklenen dosyalarda bir veri bozulması olup olmadığı otomatik olarak kontrol edilir. Şaşırtıcı ve düşündürücü olsa da warez gruplarının kullandığı dağıtım yöntemleri bazen yazılım üreticilerinkinden bile daha etkili ve üstün olabiliyor.

Korsan yazılımlar genelde iki şekilde yayınlanmaktadır. “Tam Sürüm” bir yazılımın orijinal sürümündeki tüm özellikleri barındıran CD veya DVD imaj dosyalarıdır. (BIN veya ISO dosyaları)
“Sıkıştırılmış Sürüm” (”rip version”) ise orijinal ve yasal DVD veya CD’deki önemli dosyaları barındırmaktadır. PDF kılavuzları, yardım dosyaları, örnekler ve örnek videolar bu sürümlerde içeriğe dahil edilmez. Sıkıştırılmış sürümlerde genellikle görüntü dosyaları tamamen atılırken, ses dosyaları da oyun oynanmadan önce orijinal şekline dönebilecek şekilde MP3 veya Vorbis formatlarına sıkıştırılır.


Tartışmalar

Korsanlar genellikle kanuni yaptırımlardan kurtulabilmek için, telif hakları konusun uluslararası farklılıklarından ve ülkeden ülkeye değişmesinden faydalanmaktadır. Rusya’da ilk zamanlarda kanunlar, Rusça olmayan bir yazılımı kopyalamaya açık bir çekilde izin vermekteydi. Bu kanun şu an mevcut olmasa da, ülkede halen telif hakları ihlalleri üzerine davalar çok nadirdir.

Warez üretimi ve/veya dağıtımını birçok ülkede yasadışıdır. Buna rağmen, zayıf ya da hiç olmayan IP takip sistemleri nedeniyle, genellikle gelişmemiş üçüncü dünya ülkelerinde warez görmezlikten gelinmektedir. Bazı gelişmiş birinci dünya ülkelerinde ise kanunlardaki eksiklikler ve açıklar nedeniyle, P2P ve benzeri sistemler üzerinden warez dağıtımı neredeyse yasaldır. Son Zamanlarda çıkan UHARC adlı sıkıştırma sistemi sayesinde , korsan kullanıcılar 100lerce MB’ı yarı yarıya düşürebilmekte ve bu şekilde inanılmaz bir rip oranına ulaşmaktadırlar. Öyle ki ; Football Manager 2005 adlı 500 MB civarındaki oyun , internette NOCD, NO AUDIO şekilde 30 MB gibi bir boyutla yüklenebilmektedir.


Yasaya uygunluk

Bir telif hakkı ihlali olan Warez çoğunlukla bir insanlık suçu olarak kabul edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Warez faaliyetlerine karşı uygulanan kanunlar ve yaptırımlar ülkeden ülkeye büyük çeşitlilikler gösterebilir. Buna rağmen genel olarak telif hakları ihlalleri dört ana başlıkta toplanır, telif hakkı halen geçerli olan bir materyallerin izinsiz üretimi, telif hakkı ihlali, telif hakkının bilerek ihlal edilmesi ve ticari kazan ve/veya güç için telif hakkı ihlali.


Ayrıca bakınız

  • Türkiye’de Korsan Yazılım
  • Scene
  • Scene Rules
  • Release Grup
  • Scene Ban
  • Nfo
  • FXP Scene


Dip notlar


Kaynaklar

    • 2600 A Guide to Piracy – Warez örgütü üzerine bir yazı. (ASCII şifresiz metni ve resim taraması, )
    • “The Shadow Internet” – Wired News’ten günümüz warez dünyasındaki “top sites” kavramı üzerine bir yazı.
    • The Darknet and the Future of Content Distribution
    • BSA - Global Piracy Study - 2005 (PDF)
    • BSA - Global Piracy Study - 2004 (PDF)
    • Ordered Misbehaviour – The Structuring of an Illegal Endeavor Warez örgütü olarak bilinen yaşamadığı

altkültür üzerine bir öğreti, Alf Rehn. (PDF)


Dış bağlantılar

  • Warez İçerik Arşivi – Warez İçerik Arşivi
  • Defacto2 – Warez örgütleri üzerine geniş haberler, nfo, emag ve cracktro veritabanı hakkında kapsamlı tarihsel bilgiler.
  • Piracy Textfiles – Warez dünyasının içinde olanlardan tarihsel bir belge koleksiyonu.
  • How to Become an Elite Warez Trader – 90′ların örgütlerine esprili bir bakış.
  • www.welcometothescene.com – “Scene” üzerine aylık internet gösterisi.
  • www.welcometoTEHscene.com –
  • Warez Trading and Criminal Copyright Infringement – Warez ticareti ve hukuk üzerine bir yazı.
  • A Guide To Internet Piracy Warez örgütleri üzerine köstebek raporu.
  • Piracy and Unconventional Wisdom –

Xgl

Xgl, X-Server arayüzünün, ekran kartlarının 3B grafik api’si Opengl yardımıyla geliştirilmesidir. Linux masaüstüne çeşitli şeffaflaştırma, gölgelendirme, animasyon gibi görsel ögelerin ilâve olmasını sağlar. Bu ögelerin kullanılması, ekran kartını kullandığı için, işlemci gücüne ihtiyaç duymaz, böylece uygulanan efektler sistemin performansını düşürmez.


Tarihi

Xgl

mimarisinin geliştirilmesi bir Novell çalışanı olan David Reveman tarafından 2004 yılının sonlarında başlatıldı. Kaynak kodları ise 2 ocak 2006 da halka açılarak, freedesktop.org projesinin bir parçası olarak, geliştirilmesine devam edildi.


Geleceği

Xgl projesi ilk olarak Xglx adı altında X-Server ile bütünleşik bir yapıda geliştirilecektir. X-Server ile bütünleşik olarak çalışan GLX kullanılarak Xgl’nin uyumluluğunun arttırılması hedeflenmektedir.

Xegl ise Xgl projesinin uzun vadedeki hedefidir. Xegl projesi, Xgl’nin tamanen X-Server’dan bağımsızlaşarak kendi arayüzünü kullanmasını amaçlamaktadır. Böylece ekrana görüntü çizimi, bilgisayarın işlemcisi ve belleği aracılığıyla değil ekran kartının bileşenleri aracılığıyla gerçekleştirilecektir. Bu sayede görüntü kalitesi üst seviyeye ulaşacak ve büyük ölçüde performans artışı sağlancaktır.


Alternatifleri

X-Org Vakfı tarafından geliştirilen ve Fedora topluluğunun da desteklediği AIGLX Xgl’nin en önemli alternatifidir.

AIGLX X-Server ile bütünleşik olarak çalışmakta ve bütün POSIX (Linux- ve Unix kökenli işletim sistemleri) dağıtımlarını desteklemektedir.

2 Boyutlu bir donanım hızlandırma tekniği kullanan “Quartz 2D Extreme”, Mac OS X’in 10.4 sürümünden itibaren kullanılmaktadır. Yakın zamanda piyasaya sürülecek olan Windows Vista da buna benzer bir teknik kullanacaktır.


Uyumluluk ve Kullanılabilirlilik

SUSE, 10.1 sürümünden itibaren Xgl’i desteklemektedir. Ubuntu’nun 6.06 ve üstündeki sürümlerine de Xgl ile uyumlu haldedir. Gentoo için ise hazır paketler mevcuttur.

Mandriva 2007 içerisinde Compiz paketlerini, dolayısı ile Xgl ve AIGLX’i barındırmaktadır. Mandriva’nin bir bileşeni olan drak3d sayesinde birkaç tıklama ile 3B masaüstü kolayca kurulabilmektedir.

Linux kurmadan, sadece denemek isteyenler için LiveCD dağıtımları mevcuttur. Bu dağıtımları CD’ye yazdıktan sonra, CD’yi takıp bilgisayarı yeniden başlatarak, herhangi bir kurulum veya ayar yapmadan sistemi çalıstırıp test edebilirsiniz.


Kaynaklar

  • Xgl
  • Xegl
  • Xgl’nin Xorg mektup listelerindeki duyurusu
  • Accelerated X flame wars!—Maybe not — AIGLX ve Xgl’yi karşılaştıran bir makale
  • EGL spesifikasyonlari
  • XGL ve Linux’u oluşturan diğer görsel öğeler hakkında bir makale


Dış bağlantılar

  • openSUSE wiki for Xgl
  • openSUSE wiki for compiz
  • German XGL/Compiz-Support
  • Graphics hardware requirements / recommendations
  • Xgl on Ubuntu/Kubuntu 6.06.1 How-To. - Xgl/Beryl
  • Xgl + Beryl on Ubuntu Dapper when you have ATI Card
  • Xgl on Gentoo How-To
  • Xgl HowTo: Novell, Ubuntu, Debian Etch, Gentoo Linux, Fedora Core, Arch Linux, Mandriva Linux, Frugalware Linux.
  • Unofficial community forums
  • Communication between Xgl and Xorg - For dummies


Dosyalar

  • Kororaa Linux Bu bir Live CD dir, XGL i test etmek ixin, herhangi bir kuruluma ve ayara ihtiyac duymadan, calismasini saglayabilirsiniz.
  • Mandriva son Live CD si XGL destegi vermektedir.
  • Sabayon Linux XGL ve AIGLX destekleyen bir Live CD.
  • Binary packages for Ubuntu
  • RR4/RR64 - 32/64bit Xgl LiveDVD


Ekran görüntüleri, demo ve videolar

  • Novell Xgl tanitimi, video ve ekran görüntüleri icerir
  • Novell Open Audio podcast Xgl with David Reveman - 7 April 2006, discusses the basics and future of Xgl and Compiz
  • Videos of Xgl on SUSE Linux Enterprise Desktop 10
  • Slides, screenshots and a video with more effects
    • Xgl altinda calisan Compiz videosu
  • Yüksek cözünürlüklü XGL-KDE videosudemo and screencaps
    • Video Mirrors: saguratus.com Filefront
  • Bir baska Xgl videosu
  • Mandriva 3D Video

Suna

Suna (Tadorna tadorna), ördekgiller (Anatidae) familyasından 58-71 cm boyunda, 110-133 cm kanat açıklığında ait bir ördek türü.

Yaşam alanları, sulak alanlardır. Beyaz ağırlıklı gövdesi sayesinde kolayca tanınan iri bir ördektir. Başı koyu yeşil, göğüs kuşağı kızıl, gagası ve bacakları pembedir.


Dış

bağlantılar

  • RSPB A’dan Z’ye kuş rehberi
  • Videolar

Milgram deneyi

Milgram deneyi, insanların erk (otorite) sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır. Deneyi gerçekleştiren Yale Üniversitesi psikologlarından Stanley Milgram, bu araştırmasını ilk olarak 1963′te Anormal ve Sosyal Psikoloji Dergisi (İng.: Journal of Abnormal and Social Psychology Full-text PDF. dergisindeki makalesiyle tanıtmış ve bulgularını 1974′te yayımladığı Otoriteye İtaat: Deneysel bir Bakış (İng.: Obedience to Authority; An Experimental View)Milgram, Stanley. (1974), Obedience to Authority; An Experimental View. Harpercollins ISBN 0-06-131983-X). isimli kitabında daha derinlemesine incelemiştir.

Deneyler Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın Kudüs’te yargılanmaya başlamasından üç ay sonra, Temmuz 1961′de başladı. Milgram, deneyleri şu soruya cevap aramak üzere geliştirmişti: “Eichmann ve Yahudi Soykırımında yer alan yüzbinlerce yardakçısı sadece onlara verilen görevi yerine getiriyor olabilir miydi? Onların hepsi yardakçılık suçuyla suçlanabilir miydi?”Milgram (1974). p. ?

Milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “İtaatin Tehlikeleri”nde (İng.: The Perils of Obedience) özetledi:

İtaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. Yale Üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. Katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. Yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.

Sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yoketme işleminin bir parçası olabilmekteler. Ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.Milgram, Stanley. (1974), “The Perils of Obedience”. Harper’s Magazine. Abridged and adapted from Obedience to Authority.


Deneyin yöntemi

Yale’deki çalışma için denekler gazete ilanları ve posta yoluyla bulundu. Deneyler üniversitenin eski yerleşkesinde, Linsly-Chittenden binasının bodrumundaki iki odada gerçekleştirildi. Deneyin tanıtımında deneyin bir saat sürdüğü ve katılanlara deneyi tamamlamasalar bile 4,50$ ödeneceği bildirildi. Katılımcılar 20 ve 50 yaşları arasında, ilkokul terklerden doktora mezunlarına kadar her türlü öğretim geçmişine sahip erkeklerden oluşuyordu.

Deney gözlemcisi rolünü bir teknisyen önlüğü giyen sert, hissiz görünümlü bir biyoloji öğretmeni oynuyordu. Kurban rolünü de bu rol için eğitilmiş, İrlandalı-Amerikan bir muhasebeci üstlenmişti. Kurban ile deney gözlemcisi aslında işbirlikçi olmalarına karşın bu gerçek katılımcıdan gizleniyor ve kurban, katılımcıya kendisi gibi gönüllü olarak katılmış başka bir denek olarak tanıtılıyordu, dolayısıyla katılımcının gözünde deney, deney gözlemcisi ve iki denekten oluşuyordu. Deney gözlemcisi, iki deneğe “öğrenmede cezanın etkisi” hakkında bir deneye katıldıklarını, birisinin “öğretmen” diğerinin de “öğrenci” rolünü üstlenecekleri bilgisini veriyordu.

Sonra, iki deneğe birer yaprak kağıt veriliyordu. Katılımcının, bu kağıtlardan birinde “öğretmen” ve diğerinde de “öğrenci” yazdığına ve kağıtların rastgele verildiğine inanması sağlanıyordu. Gerçekte ise her iki kağıtta da “öğretmen” yazıyordu ve işbirlikçi denek kendi kağıdında “öğrenci” yazıyormuş gibi rol yapıyordu; böylece katılımcının hep “öğretmen” olması sağlanıyordu. Bu noktada “öğretmen” ve “öğrenci” birbirini duyabilecek ancak göremeyecek şekilde ayrı odalara alınıyordu. Deneyin sürümlerinden biri, işbirlikçi deneğin gerçek deneğe bir kalp rahatsızlığı olduğunu söylemesi gibi ek bir özellik taşıyordu.

Deneyden önce “öğretmen”e 45 voltluk bir elektrik şoku uygulanarak “öğrenci”ye uygulayacağını sandığı şokun neye benzediği hakkında bir fikir verilmiş oluyordu. “Öğretmen”e daha sonra “öğrenci”ye öğretmesi amacıyla kelime çiftlerinden oluşan bir liste veriliyor, öğretmen de bu listeyi önce öğrenciye bir kere okuyarak işe başlıyordu. Ardından öğretmen listeyi oluşturan kelime çiftlerinin ilk kelimelerini teker teker okuyor, okuduğu her kelime için öğrenciye dört adet seçenek sunuyor, öğrenci de bu seçenekler arasından doğru olduğunu düşündüğü cevabı bildirmek için bir cevap düğmesine basıyordu. Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu. Cevap doğru ise öğretmen sonraki kelime çiftine geçiyordu.

Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı. Gerçekte ise şok uygulanmıyordu. İşbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. Voltajın birkaç defa artırılmasından sonra aktör, kendisini yan odadaki denekten ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu. Birkaç defa yumrukladıktan ve kalp rahatsızlığını hatırlattıktan sonra ise artık sorulara cevap vermemeye ve şikayette bulunmamaya başlıyordu.

Bu noktada pek çok denek, öğrencinin ne halde olduğunu öğrenmek için deneyi durdurmak istediklerini ifade ediyordu. Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu. Bunların çoğu sonuçlardan sorumlu tutulmayacaklarına dair güvence aldıktan sonra devam ediyordu. Birkaç denek, öğrenciden gelen acı dolu çığlıkları duyduklarında sinirli biçimde gülmeye başlıyor veya aşırı stres içinde olduklarını gösteren başka davranışlarda bulunuyordu.

Denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuluyordu:

  1. Lütfen devam edin.
  2. Deney için devam etmeniz gerekiyor.
  3. Devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
  4. Başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.

Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu. Tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere ardarda uyguladıktan sonra durduruluyordu.


Sonuçlar

Milgram, deney gerçekleştirilmeden önce Yale üniversitesinin 14 psikoloji yüksek lisans öğrencisiyle sonuçların ne olacağına yönelik bir anket yaptı. Katılımcıların tümü, sadece birkaç sadist eğilimli deneğin (%1,2) en yüksek voltajı uygulayacağını düşünüyordu. Milgram ayrıca meslektaşları arasında da sözlü bir anket yaparak onların da sadece birkaç deneğin çok kuvvetli şok uygulayacağını düşündüklerini gördü.

Milgram’ın ilk deney dizisinde öndeneklerin %65′inin (40 öndenekten 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. Hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorgulamış, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylemişlerdi. Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi. Deneyin çeşitlemeleri daha sonra Milgram’ın kendisi tarafından ve dünya genelinde farklı psikologlarca gerçekleştirildi; sonuçlar birbirine yakındı. Bu çeşitlemelerle deneyin özgün sonuçlarının onaylanmasına ek olarak deney düzeneğindeki değişkenlerin etkileri de ölçülmüş oldu.

Maryland Baltimore Eyaleti Üniversitesi’nden Dr. Thomas Blass, deney tekrarlarından elde edilen sonuçlar üzerinde bir meta-analiz yürüttü. Bulgularına göre ölümcül gerilimler uygulayabilen katılımcıların oranı, yer ve zamandan bağımsız olarak dikkat çekici bir biçimde sabitti: %61 ile %66 arasında seyrediyordu.Blass, Thomas. “The Milgram paradigm after 35 years: Some things we now know about obedience to authority”, Journal of Applied Social Psychology, 1999, 25, pp. 955-978.Blass, Thomas. (2002), “The Man Who Shocked the World”, Psychology Today, 35:(2), Mar/Apr 2002.

Philip Zimbardo’nun bildirdiğine göre, deneyin farklı şekilde bittiği durumlara pek rastlanmadı. Zimbardo’nun bu yöndeki sorusu üzerine Milgram’ın notlarına ve anılarına göre, son şokları uygulamayı reddeden katılımcılardan hiçbiri ne deneyin kendisinin durdurulmasını talep etti, ne de izin almadan odayı terkederek kurbanın durumunu kontrol etti.

Milgram, İtaat isimli bir belgesel hazırlayarak deneyi ve sonuçlarını gösterdi. Toplumsal psikoloji üzerine ayrıca beş farklı film daha hazırladı; bunlardan bazıları deneylerine değiniyordu. Milgram films. Accessed 4 October 2006.


Tepkiler

Milgram’ın deneyi, katılımcılar üzerinde yarattığı aşırı duygusal kaygı nedeniyle bilimsel deneylerin etiği konusunda kuşkular uyandırdı. Milgram’ın lehine bir gerçek: Katılanlar arasında yapılan ankete göre katılımcıların %84′ü bu deneye katılmış olmaktan “memnun” veya “çok memnun” olduklarını, %15′i nötr olduklarını (tüm katılımcıların %92’si ankete katıldı) ifade ediyorlardı.See Milgram (1974), p. 195. Pek çoğu sonradan teşekkür mesajları yolladı. Milgram eski katılımcılardan ardarda asistanlık ve ekibe katılma teklifleri aldı. Altı yıl sonra, Vietnam Savaşının en ateşli olduğu günlerinde, deneyin katılımcılarından biri Milgram’a bir mektup göndererek deneyde çektiği strese rağmen neden “memnun” olduğunu açıkladı:

1964′te deneye katıldığımda, her ne kadar birisine acı çektirdiğimi sansam da bunu neden yaptığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Ne zaman kendi inançları doğrultusunda hareket ettiklerini ve ne zaman uysalca otoriteye itaat ettiklerini ayırt edebilen çok az insan var. … Kendimi otoritenin çok yanlış şeyler yapmamı isteyen emrine teslim edeceğimi bile bile askere alınmama izin vermem, kendimden korkmama sebep olacaktı. Eğer bana vicdanî retçi statüsü verilmezse hapishaneye gitmeye tamamen hazırım.  … Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu. Tek umudum, kurul üyelerinin de kendi vicdanlarına göre aynı şekilde hareket etmesi…

Ne var ki, eski katılımcılardan bazılarının hayatını değiştiren bu etki, herkeste aynı değildi. Deneyden sonra katılımcılardan çağdaş standartlara göre geribildirim alınmamıştı, ve ayrılırken yapılan mülakatlara göre pek çoğunun deneyin tam olarak neden yapıldığı hakkında bilgisi yoktu.

Deneyler ayrıca daha duygusal türden eleştiriler de uyandırdı, bunlar deney düzeneğinin etiğinden ziyade deneyden çıkarılacak sonuçlarla ilgiliydi. Yale’de 1961′de yapılan deneyin katılımcılarından Joseph Dimow, “Yahudi Dünyası” (İng.: Jewish Currents) sitesindeki yazısına göre “deneyin baştan beri Nazi dönemindeki Almanlar gibi Amerikalıların da ahlak dışı emirlere itaat edip etmeyeceğini görmek için yapıldığı”ndan kuşkulanıyordu.Dimow, Joseph. “Resisting Authority: A Personal Account of the Milgram Obedience Experiments”, Jewish Currents, January 2004. Aslında bu, deneylerin açıkça ifade edilen hedeflerinden biriydi. Milgram’ın kitabı olan Otoriteye İtaat’tin önsözünden alıntı yapılacak olursa: “Bu soru, Nazi devrinin o çok lanetlediğimiz itaat şekilleri ile bizim laboratuvarda çalıştıklarımız arasında bir ilişki olup olmadığı meselesinden doğar.”


Yorumlar

Milgram ulaştığı sonuçları açıklayan iki ana kuram geliştirdi.

  1. İlki, S. Asch’in çalışmalarını temel alan Uyum Kuramı’dır. Milgram başvuru grubu ile birey arasındaki temel ilişkiyi tanıtır. Karar verme konusunda, özellikle bir kriz ortamında karar verme konusunda hiçbir deneyimi veya yeteneği olmayan bir denek, kararı gruba ve gruptaki hiyerarşiye bırakır. Grup bir davranışsal model oluşturur.
  2. İkincisi ise Araçlaşma Kuramı’dır. Milgram’a göre, “itaatin özü, bir insanın kendisini başka bir insanın isteklerini gerçekleştiren bir araç olarak görmesi, böylece kendi davranışlarından kendisini sorumlu hissetmemesidir. Kişinin bakış açısındaki bu kritik kayma gerçekleştiği zaman, itaatin tüm öznitelikleri bunu izler”. Bu temel olarak askersel açıdan otoriteye saygının temelidir; askerler üstlerinin emirlerini ve komutlarını, sorumluluğun subaylarda olduğunu bilerek yerine getirirler.


Çeşitlemeler

Milgram, Otoriteye İtaat: Deneysel bir Bakış isimli kitabında deneyin kendi yürüttüğü 19 çeşitlemesini anlattı. Genel olarak kurbanın ortamdaki varlığı arttıkça itaatin azaldığını, otoritenin ortamdaki varlığı arttığında ise itaatin yükseldiğini tespit etti (1-4 arası deneyler). Örneğin, deney gözlemcisinin yönergelerinin katılımcılara sadece telefonla iletildiği bir sürümde (2. deney), itaat %21 azalıyordu; ilginç bir nokta olarak, birkaç katılımcı deney gözlemcisini “deneye devam ediyormuş gibi yaparak” kandırmaya çalışmıştı. “Öğrenci”nin ortamdaki varlığının en yakın olduğu sürümde ise denekler öğrencinin kollarını kabakuvvet kullanarak şok cihazına temas ettirmeye çalışıyorlardı, bu da itaati düşürüyordu. Bu son sürümde deneklerin ancak %30′u deneyi tamamlayabilmişti.

8 numaralı sürümde, denekler kadınlardan seçildi (Milgram’ın diğer tüm deneylerinde denekler erkekti). İtaatte kaydadeğer bir farklılık gözlenmedi, ancak daha yüksek stres seviyeleri tespit edildi.

Bir sürümde (10. deney), Milgram Connecticut’taki Bridgeport şehrinde mütevazı bir ofis kiralayarak deneyin “Bridgeport Araştırma Kurumu” adında, Yale Üniversitesinden bağımsız bir ticari girişim tarafından düzenlendiği sanısını yarattı. Buradaki amaç, Yale Üniversitesi’nin sahip olduğu prestijin deneklerin davranışı üzerindeki olası etkisini safdışı bırakmaktı. Bu şartlar altında itaat %47.5′e düştü.

Milgram ayrıca otoritenin gücü ile uyuşumun gücünü birleştirdi. Bu deneylerde deneğin yanına arkadaş baskısı uygulamak üzere bir veya iki “öğretmen” daha kondu; bu öğretmenler de, öğrenci gibi, anlaşmalı aktörlerdi. Deneğin grup arkadaşları olduğunu sandığı bu kişilerin eklenmesi, deney sonuçlarını ciddi biçimde etkiledi. Ek iki öğretmenin emirleri reddettiği sürümde (17. deney) 40 denekten sadece 4′ü deneye devam etti.

Başka bir sürümde (18. deney), deneğe ek görevler verildi (soruları mikrofona okumak veya öğrencinin cevaplarını kaydetmek gibi). Bu deneyde de deneğe eşlik eden ve gözlemcinin tüm emirlerine itaat eden bir yalancı öğretmen bulunuyordu. Bu çeşitlemede 40 denekten sadece 3′ü gözlemcinin emirlerine karşı geldi.Milgram, old answers. Accessed 4 October 2006.

Milgram’ın deneyi üzerinde yakın geçmişte yapılan bazı çeşitlemeler farklı bir yorum öneriyordu. İtaat ve otorite kavramlarına yer vermeyen bu yoruma göre Milgram’ın denekleri, olayların gidişini kontrol edemeyeceklerini hissettikleri ve dolayısıyla sorumluluğu sırtlarından attıkları özel bir tür öğrenilmiş çaresizlik sergiliyorlardı.

Yakın geçmişteki başka bir deneyde şok yiyen bir aktör yerine bir bilgisayar simülasyonu konuyordu; şoku veren denekler karşılarında gerçek bir insan olmadığının farkındaydı ancak sonuçlar yine aynı çıktı.

Buradaki kaydadeğer gözlem, bir insanın normal koşullar altında başka bir insana zarar vermek istemeyeceğidir. Ancak ciddi bir zorlama altında kişinin aklı karışabilmekte ve kişiyi kendi davranışları için bir otoritenin onayını aramaya sevketmektedir. Böylece emir verilen kişinin, davranışlarını açıklayacak bir otorite olduğu düşüncesiyle, sadece doğru olduğunu düşündüğü bir işi yaptığı bir durum ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu olarak da kişinin başlangıçta kendi davranışlarını yargılayacak çok az veya hiç etik kuralı olmadığı için başka bir kişiyi etik dışı olarak incittiği görüşünü benimsemeyecektir.


Gerçek hayattan örnekler

Nisan 1995 ile Haziran 2004 arasında, ABD’deki bazı gözde çabuk yemek restoranlarındaki çalışanlara bir dizi telefon şakası yapıldı. Şakayı yapan kişi kendisini bir polis memuru olarak tanıtıyor ve restoran yöneticilerini çalışanların üzerini aramaya ve cinsel taciz sayılan davranışlarda bulunmaya ikna ediyordu. Telefondaki düzenbaz, çalışanlara normal şartlar altında yapmayacakları davranışları yaptırmakta büyük başarı kaydetmişti. Wolfson, Andrew. A hoax most cruel. The Courier-Journal. October 9, 2005. (The chief suspect, David R. Stewart, was found not guilty in the only case that has gone to trial so far.Jury finds Stewart not guilty in McDonald’s hoax case. The Courier-Journal. October 31, 2006.)


Katılımcılardan gerigözlemler

Jan Dimow’un gerigözlemi; kendisi deneyi erken bırakanlardandı.


Popüler kültürde

Milgram deneyinin çeşitlemeleri gözde kültürdeki filmlerde, televizyon programlarında ve müzikte yer almıştır. Yayımlanma tarihlerine göre kısmi bir liste aşağıdadır:

  • 1975 yapımı The Tenth Level; deneyin canlandırıldığı ve William Shatner, John Travolta ve Ossie Davis’in yer aldığı bir TV programı.The Tenth Level at the Internet Movie Database. Accessed 4 October 2006.
  • 1979 yapımı sinema filmi I comme Icare (Türkçe: İkarus’un İ’si); Henri Verneuil’in yönettiği ve Yves Montand’ın başrol üstlendiği filmde Milgram’ın otoriteye itaat hakkında yürüttüğü deneyin detaylı bir açıklaması ve gösterimi ana sahnlerden birini oluşturur.I as in Icarus at the Internet Movie Database. Accessed 4 October 2006.
  • 1983 tarihli müzik parçası “Just A Job To Do” (Türkçesi: “Yapılması gereken bir iş işte”) Genesis isimli müzik grubunun 1983 tarihli albümünde yer alan bir şarkı. Gitarist/sözyazarı Mike Rutherford, şarkı sözlerinin Milgram’ın deneyinden ilham alınarak yazıldığını söylemişti.
  • 1982′den 1985′e kadar yayımlanan V for Vendetta isimli çizgi romanın ilk sayısının 73. sayfasında Milgram’ın deneyine değinilir; bu deney V ve romandaki diğer insan denekler üzerinde yapılan deneyler ile karşılaştırılır.
  • 1984 tarihli Ghostbusters (Türkçesi: Hayalet Avcıları) isimli filmde Bill Murray’in canlandırdığı profesör karakterinin izleyicilere ilk göründüğü sahnede, sinsi profesör bir yandan şanssız bir öğrenciye elektrik şokları uygularken bir yandan da çekici bir kız öğrenciye kur yapmaktadır. Filmin DVD yayımındaki çekim videosunda Harold Ramis bu sahnenin Milgram deneyinden esinlenen bir parodi olduğunu ve izleyicilerin bu karakterden neler bekleyebilecekleri hakkında fikir edinmeleri için konduğunu söyler.
  • Peter Gabriel’in 1986 yayımlı albümü So’da bulunan “We Do What We’re Told (Milgram’s 37)” (Türkçesi: Biz Bize Söyleneni Yaparız [Milgram’ın 37’si]) parçası da 18. deneyde 40 kişiden tam itaat gösteren 37 kişiye gönderme yapmaktadır.
  • 30 Kasım 2003′te 90. bölümü yayınlanan Malcolm in the Middle isimli dizide Malcolm, kardeşi Reese ile olan konuşmalarını bir okul ödevi için gizlice videokasete çekerek onun hakkında küçük düşürücü sırları ortaya çıkarır. Öğretmeni Bay Herkabe, Malcolm filmi sınıfta gösterdikten sonra Milgram’ın deneyinden alıntı yapar.
  • 2005′te yayımlanan Oscar ödüllü belgesel (Türkçesi: Enron: Odadaki En Zeki Çocuklar), Enron şirketinin üst düzey yöneticilerinin davranışlarını açıklamak için Milgram’ın deneyine başvurular yapar.
  • 2006′da Alex Gibney tarafından yayımlanan The Human Behavior Experiments (Türkçesi: İnsan Davranışı Deneyleri) isimli belgesel Stanley Milgram, Phillip Zimbardo ve onların yaptığı araştırmanın sonuçlarını konu alır.The Human Behavior Experiments at IMDb.com. Accessed 4 October 2006.
  • 2006′da İngiltere’de yayımlanan The Heist (Türkçesi: Soygun) isimli televizyon programında, Derren Brown, bir “silahlı” soygun gerçekleştirmeye ikna etmeye çalıştığı katılımcılardan üst tura çıkacakları belirlemek için Milgram deneyini kullanır.
  • 2005 yayımlı ödüllü kısa film Atrocity (Türkçesi: Canavarlık), Milgram’ın deneyini canlandırır.
  • 2006 yayımlı anakuşak dizisi “Basic Instincts”‘de Milgram deneyi tekrarlanır; sonuçlar erkekler için neredeyse aynıdır. Deney bir de kadınlarla gerçekleştirilir, onların deneye devam etmeye az da olsa daha meyilli olduğu görülür. Fazladan bir öğretmenin dahil olarak arkadaş baskısı uyguladığı üçüncü bir deneyde, arkadaş baskısının deneyi durdurma konusunda Milgram’ın deneyine göre daha başarısız olduğu sonuçlar elde edilir.


Notlar


Yabancı dilde kaynaklar

  • Blass, Thomas. (2004), The Man Who Shocked the World: The Life and Legacy of Stanley Milgram (Türkçesi: Dünyayı Şok eden Adam: Stanley Milgram’ın Yaşamı ve Mirası). Basic Books ISBN 0-7382-0399-8).
  • Levine, Robert V. “Milgram’s Progress”. American Scientist. Temmuz-Ağustos, 2004.
    • “The Man Who Shocked the World: The Life and Legacy of Stanley Milgram” kitabının incelemesi. Thomas Blass. xxiv + 360 syf. Basic Books, 2004.
  • Miller, Arthur G., (1986). “The obedience experiments: A case study of controversy in social science” (Türkçesi: “İtaat Deneyleri: Toplumbilim Tartışmasında Bir Vaka İncelemesi”. New York : Praeger.
  • Parker, Ian, “Obedience” (Tüğrkçesi: İtaat). Granta. 71. sayı, Sonbahar 2000.
    • Milgram’ın gönüllülerinden biriyle röportaj içerir, ve çağımızda deney hakkındaki şüpheleri ve deneye olan ilgiyi tartışır.
  • Tarnow, Eugen, “Towards the Zero Accident Goal: Assisting the First Officer Monitor and Challenge Captain Errors” (Türkçesi: “Sıfır Kaza Hedefine Doğru: Kaptanı Gözlemlemesi ve Hatalarını Bildirmesi İçin İlk Yöneticiye Yardımcı Olmak”. Journal of Aviation/Aerospace Education and Research, 10(1).
  • Wu, William, “Practical Psychology: Compliance: The Milgram Experiment” (Türkçesi: “Uygulamalı Psikoloji: İtaat: Milgram Deneyi”).


Yabancı dilde videolar

  • Obedience to Authority (Türkçesi: Otoriteye İtaat)
  • Obedience, Milgram tarafından çekilen, deneyin siyah-beyaz görüntüleri. Dağıtım: The Pennsylvania State University Media Services.
  • The Milgram Re-enactment, 2002. Renkli. İtaat deneyinin bir koşulunun tam canlandırması. Konu bazlı çalşan İngiliz sanatçı Rod Dickinson tarafından çekildi.
  • Das Experiment (Türkçesi: Deney) Alman sinema filmi.
  • Atrocity, 2005. Deneyi canlandıran ödüllü kısa film.


Yabancı dilde dış bağlantılar

  • Stanley Milgram Redux, TBIYTB - description of a recent iteration of Milgram’s experiment at Yale University, published in “The Yale Hippolytic,” Jan. 22, 2007.
  • Behavioral Study of Obedience - Milgram’s journal article describing the experiment in, Journal of Abnormal and Social Psychology, 1963, Vol. 67, No. 4, 371-378
  • Synthesis of book A faithful synthesis of “Obedience to Authority” – Stanley Milgram
  • A personal account of a participant in the Milgram obedience experiments
  • Summary and evaluation of the 1963 obedience experiment
  • The Science of Evil from ABC News Primetime
  • Documentary filming of the Obedience experiment - on Google Video (45 minutes)
  • When Good People Do Evil Article in the Yale Alumni Magazine by Philip Zimbardo on the 45th anniversary of the Milgram experiment.
  • The Milgram Obedience Song Audio clips of the experiment set to music by Dan Wegner.
  • A Virtual Reprise of the Stanley Milgram Obedience Experiments Comparing responses in a virtual simulation with real-world responses.

Pow Wow

Pow Wow, Algonquin kabilesinde rüya gören ya da şaman anlamına gelen bir terimdir. Pow Wow Amerikan ordularıyla savaşmadan önce Kızılderililerin şaman ritüeli olarak toplanmalarını sembolize eder. Amerikan Orduları Sioux Kızılderilini 1890′da Wounded Knee çayının kenarına getirdiler. Ertesi gün, soğuktan donmak üzere olan Big Foot,diğer kızılderililerle birlikte bu dansı yaptı. Hayalet Dansı ve diğer kızılderili danslarında olduğu gibi bu dansta da önemli olan; yaşam döngüsü diye tabir ettikleri çemberi dansederek tamamlamaktır.


Dış Bağlantılar

  • Video
  • Video
  • Pow Wow Radyo
  • Çeşitli videolar bilgiler

Çigong


Tanımı

Çigong veya Çikung (Pinyin: Qìgōng, Geleneksel Çince: 氣功) belirli fiziksel duruşlar ve beden hareketleri ve/veya hayalle birleştirilen nefes tekniklerini kullanarak bedenin enerji dengesini düzenleyen Çin tıbbının ve savaş sanatlarının bir parçası olan biyoenerjitik sistem. Çigong bedendeki çeşitli sistemleri optimum fonksiyon halinde tutarak vücudun doğal sağlık durumunu yeniden oluşturmasıyla Alternatif tıp uygulamalarının arasında yer almaktadır. Kelime, yaşam enerjisi anlamına gelen Çi ile çalışma ve inceleme anlamına gelen etkinlik yani gong (ya da Kung /Kung Fu/ kelimesindeki kung ile aynı) kelimesinin biraraya gelmesinden türetilmiştir.

İnsanın atıl tuttuğu gücünü ortaya çıkarmak ve çeşitli yeteneklerini geliştirmek amacıyla ortaya konulan bu bilim veya sanatı Uygurlar Can Maharet olarak adlandırmışlardır.

Çigong, bedende çi olarak bilinen doğal yaşam gücünün akış halinde bulunduğu şeklindeki geleneksel Çin görüşüne dayanmaktadır. “Çi” Mandarin Çincesinde nefes veya gaz anlamına gelmektedir. Nefes yoluyla bu enerji canlı tutulur, gong ise beceri geliştirici kararlı çalışma veya teknik anlamına gelir. Çigong “nefes/yaşam gücü çalışması” veya iyi bir sağlığa ulaşıp onu sürdürmek için nefesi/çi’yi kullanma sanatıdır.

1949′da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra diğer geleneksel yöntemler gibi Çigong da eleştirilerden payını almış ve Çigong uygulamaları yasaklanmış ancak 1970′lerde Çigong resmen tanınmıştır.

İlk dönemlerde daha kapalı bir çevrede uygulanmasına karşın yaygın olarak ikiyüzün üzerinde yönteminin kullanıldığı Çigong günümüzde Çin’de sağaltım/terapi amacıyla veya savaş sanatlarının bir parçası ve Taoist ve Budist keşişlerin eğitilmesinde kullanılmıştır. Çigong, Çin’de olduğu gibi Batı ülkelerinde de ağırlıklı olarak sağlık gerekçesiyle çalışılmaktadır.


Çigong’un Arka Planı

Geleneksel Çin Tıbbının (GÇT) (İngilizce’de Traditional Chinese Medicine-TCM) temelinde doğada ve evrende mevcut olan ve olmakta olan herşeyin Yin ve Yang denilen iki kutupluluk arasındaki akıştan ve devinimler ile Beş element fikri bulunmaktadır. Büyük evrenin küçük bir kopyası olan insan bedeni de normal koşullar altında hem fiziksel hem de psişik düzeyde bir yin yang uyumu içerisindedir. Ayrıca yin ve yang arasında onları birbirlerine bağlayan yine evrensel düzeyde bir enerji bulunmaktadır ki bu da Çi’dir.


Çi

Çi veya Japoncadaki söylenişiyle Ki ; geleneksel Çin kültürü ve tıbbının temel kavramlarından biridir. Çi’nin mevcut olan herşeyde yer alan “hayat gücü” veya “spiritüel enerji” olduğuna inanılmaktadır. Genellikle “hava” veya “nefes” olarak yabancı dillere aktarılan bu terimin aslında tam bir karşılığı yoktur. Çince’de Çi’yi gösteren ideogram formu 氣 şeklindedir.

Metafizik bir enerji tipi olarak Çi ve benzeri felsefi kavramlara dair ilki referanslar özellikle Asya’da pek çok inanç sisteminde yer almaktadır. Çin düşüncesinin en eski kayıtlarında çi kavramı ile ilgili ifadeler geçmektedir. Çin mitolojisinin önemli ilk dönem figürlerinden biri olan Huang Di veya Sarı İmparator, geleneksel Çin tıbbı olarak bilinen bu kültürü biraraya getirip, formalize eden kişidir.

Daha çok tanınan akapunktur denilen, bedenin çeşitli noktalarına iğne batırılarak gerçekleştirilen uygulamada da kabul edildiği gibi bedende meridyen denilen ve vücudu boyuna kesen enerji kanallarında seyreden çi bedenin sağlıklı çalışmasını da sağlamaktadır. Normal şartlar altında sözkonusu çi serbestçe akmakta ancak, duygusal ve fiziki bir takım engellerle bu akış kesilmeye ve bozulmaya uğrayabilmektedir. Çigong denilen çalışmalarla insanlar çi’nin bu akışına karşı duyarlılık geliştirebilmekte ve onun akışını düzenleyebilmektedirler. Savaş sanatları çigongunda Çi, uygulayıcının kuvvetini, darbelere karşı bedeninin dayanıklılığını arttırma yönünde kullanılmaktayken, tıbbi çigongda Çi’nin hastalık yapıcı şekilde durağanlaşması, akışının kesilmesi, bozulması gibi durumlara karşı Çi’nin önündeki engeller kaldırılmaya çalışılmakta, mevcut çi miktarı düşükse arttırılmaktadır. Ruhsal çigong uygulamalarında ise çi, spiritüel gelişme amacıyla bedenin alt merkezlerinden beyin seviyelerine yükseltilmekte ve böylece kişinin temel biyolojik enerjileri alt seviyelerdeki edimleri gerçekleştirmek yerine yüksek amaçlara yöneltilmektedir.

Her organ sistemi kendi çi’sini taşır ve hem onun fiziksel hem de enerjetik fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar.


Yin-Yang

Geleneksel Çin Tıbbında (GÇT) Beş Element teorisi kadar Yin-Yang karşıt kutupluluğunu anlamak da önemlidir. Herşeyin birbirini tamamlayan bu iki karşıt kutuptan oluştuğu kabul edilir Geleneksel Çin Tıbbı ve onun da bir parçası olan Çigong’da. Eski bir Çin tıp kitabında “Yin ve yang’ı anladığınızda tüm Evreni ellerinizde tutabilirsiniz” denmektedir. Bu iki evrensel enerji doğada olduğu kadar bedenlerimizde de sağlıklı olma durumunda dengeli bir şekilde yer almaktadır. Örneğin GÇT’de bedenimizin ön yüzü Yin kabul edilirken arka tarafı Yang; bedenin üst kısmı Yang, alt kısmı Yin, orta kısmı ise hem Yin hem Yang; kol ve bacaklarımızın dış kenarları Yang, iç tarafları Yin; Çi enerjisi Yang, kan ve bedensel sıvılar Yin; beş ana organ (karaciğer, kalp, dalak, akciğer, böbrek) yin, bu organların eş organları (safra kesesi, küçük bağırsak, mide, büyük bağırsak, ve mesane) Yang kabul edilir.

Normal sağlıklı koşullarda Yin ve Yang’ın birbirleriyle ayrılmayan, uyumlu bir ilişki içinde olduğu kabul edildiğinden herhangi birisinde çıkacak bir problemin karşıt kutbunu da etkileyeceği varsayılmaktadır. Örneğin safra kesesinde çıkacak bir dengesizlik er ya da geç eş organı olan karaciğeri etkilecektir ve bunun tersine karaciğerdeki bir problem de safra kesesini etkilecektir.

Yin Yang
Dişil Eril
Su Ateş
Soğuk Sıcak
Yavaş Hızlı
Büzülme Genleşme
Pasif Aktif
Eksiklik Aşırılık
Ay Güneş
Gece Gündüz


Beş Element

Geleneksel Çin felsefesinde doğal fenomenler Wu Xing (Çince: 五行; Pinyin: wǔxíng) veya Beş element denilen bibirleriyle etkileşim içindeki unsurlarla açıklanır.
Aşağıdaki tabloda Beş element ile ilişkili olduğu organik, psişik ve kozmik unsurların bir kısmı gösterilmektedir.

Element Ağaç Ateş Toprak Metal Su
Temel yönler doğu güney merkez batı kuzey
Gezegen Jüpiter Mars Satürn Venüs Merkür
Yin/Yang küçük yang büyük yang merkez küçük yin büyük yin
Enerji Ilık ve rutubetli sıcak nötr serin ve kuru soğuk
Zang (yin organlar) karaciğer kalp/perikardium dalak/pankreas akciğer böbrek
Fu (yang organlar) safra kesesi ince bağırsak/San Jiao mide kalın bağırsak idrar kesesi
Duyu organı göz dil ağız burun kulaklar
Duyu bakış konuşma tad koklama işitme
Beden sıvısı Göz yaşı ter tükürük balgam üre
Duygu öfke sevgi, nefret, aşırı heyecan üzüntü, sıkıntı keder, hüzün korku, irade eksikliği
Parmak işaret parmağı orta parmak baş parmak yüzük parmağı küçük parmak
Ses şşşşş haaaa huuu sssss çuveeey
Mevsim İlkbahar Yaz Mevsim değişimi
(Her üç ayda)
Sonbahar Kış
Yaşam doğum gençlik yetişkinlik yaşlılık ölüm


Tarihçe


Klasik Dönem

Çigongun tarihi yazılı devirlerin ötesine geçtiğinden kökeni ile ilgili ancak tahmin yürütülebilmektedir. Herhangi bir kuruluş tarihi ve kurucusu bilinmemekle birlikte antik halkların doğa gözlemlerinden ve danslarından türediği açıklaması Çigong’un en muhtemel kaynağını oluşturmaktadır. Benzer çalışmaların Orta Asyanın çeşitli halklarında (Tibet, Moğol, Türk) görülmesi bu çalışmaların belirli bir ulusun tekelinde olmadığını ispatlamaktadır. Ancak tarihi kayıtlar ve sınıflama konusunda antik halklar içerisinde en çok duyarlı olan Çinlilerin yazılı belgeleri bu sanatın aşamalarını göstermek hususunda günümüze aydınlatıcı bazı bilgiler sağlamaktadır.

Çi ve etkileri ile ilgili ilk yazılı kaynaklar 3,300 yıl kadar önceye gitmektedir (Shang ve Zhou hanedanları). Ma Huan Tui mezarlarında yapılan arkeolojik keşiflerde sağlık için duruşlarla nefesin bir araya getirildiği dans serileri ortaya çıkarılmıştır.

Shanghai Qi Gong Araştırma Enstitüsündeki araştırmacılar Çigong’un ilk Vu şaman danslarından ortaya çıktığı teorisini öne sürmüşlerdir. Kimi yazarlar ise Vu Şamanlarının Çinlilerce, kuzeylerindeki Türk şamanları için kullanılan bir tabir olduğu da belirtmektedirler. (Kaynak: F.Bayat, Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı). Bu dansların çoğu hayvanların hareketlerine dayanılarak geliştirilmiştir. Çigong tarihi dört döneme ayrılmıştır:

Doğacı Dönem: Tarihin yazıdan önceki bilinmeyen eski devirlerinden başlayarak insanlar doğanın işleyişi, düzeni, çeşitli canlıların yaptıkları hareketleri dikkatli bir şekilde gözlemlemiş ve bedende düzenli olarak akan bir enerji akışının varlığını tespit etmişlerdir. Sağlık bu enerjinin düzenli akışıyla, hastalıklar da düzensizleşmesiyle ilişkilendirilmiştir. Özellikle Hint, Çin, Tibet, Moğol, Uygur gibi halklarda kimi açılardan benzer ve kimi açılardan farklı enerji çalışmalarının ortaya çıktığı bilinmektedir. Çin’de ise antik çağdan başlayıp M.Ö. 206 yılına kadar giden Han hanedanlığı döneminde benzer çalışmalar “Dao Yin” adıyla yapılır olmuştur. Daoyin sadece sağlık gerekçesiyle değil aynı zamanda olağanüstü kudretler geliştirmek için de kullanılmıştı. Sarı İmparatora atfedilen Dahiliye tıp Klasiği, Huang Di Nei Cing, Çigongun kökeni, uygulamaları, sınıflandırılması ve kuramı konularını ve günümüzün akupunktur iğneleri yerine geçen taş millerin kullanımıyla ilgili bilgileri içermekteydi.

Taocu Dönem: Eyaletler savaşı sırasında (M.Ö. 770-222)ünlü Taocu bilge Lao Tzu ve daha sonra Chuang Tzu çi düzenleme konusunu incelediler ve bu dönemde çi akışı ile ilgili ilk çizimler kaleme alındı ve aynı dönemde çigong kuramı oluşturuldu. Bu dönemde sağaltımın yanısıra iğneleme yöntemi de kullanıldı.

Taocu çigong günümüze Bilimsel Çigong olarak gelmiştir. Bu okulda sağlığı koruma ve hastalıkları önleme üzerinde durulur. Çi’nin vücutta serbestçe akışının önünde en büyük engeller duygusal karmaşalar ve aşırılıklar olduğu kabul edilir.

Dinsel Dönem: İkinci dönem M.Ö. 206′da Han Hanedanlığı kurulmasıyla başlayıp Liang Hanedanlığının başladığı M.S. 502 yılına kadar uzanır. Bu dönemde Çigong dinsel ve gizli bir nitelik kazanmıştı. Bu dönemde Budacılık Çin’de gelişip benimsendi ve Budacı meditasyon ve uygulamalar Çigong ile birleşerek tapınaklar öğretilip uygulanmaya başlandı. Budacı ve Taocu okullar amaçları bir olmasına rağmen farklı yaklaşımlar geliştirdiler. Bunun sonucunda örneğin günümüzde 3600 Taocu çigong yöntemi bulunmaktadır. Ancak bu dönemde de Çigong Çin tıbbının bir uygulaması ve sağaltım yöntemi olarak kullanılmaya da devam etmiştir. Dönemin ünlü hekimi Hua Tua seleflerinin de deneyimlerinden yararlanarak ve beş hayvanın devinimlerini de gözleyerek adına Vu Çin Şi (beş hayvan oyunu) denilen özel bir çigong dizisi geliştirdi. Hakkındaki söylenceler Hua Tuo’nun yüz yaşında bile genç göründüğünü aktarmaktadırlar. Bu dönemde Hint Budacılığı, Tibet Budacılığı ve Taoculuğun Çigong üzerinde etkileri görülmeye başlanmıştır.

Dinsel Çigong’da izdeşlerin ana amacı aydınlanmaktır. Kuram ve uygulaması dinsel olmayan çigong’dan daha derin ve zor olan bu okulun bazı takipçileri daha sonra çigongu dinsel amaçlarla değil ömürlerini uzatmak amacıyla kullanır hale geldiler. Yirminci yüzyılda bu çigong biçimini dünyaya yine bu grup tanıttı. Bu çigong türü Budacı, Taocu ve Tibet Çigongu okullarında temsil edilmektedir.

Budacı Çigong: Bilimsel çigong sağlık amacıyla çalışılırken Budacı çigong Buda’nın gösterdiği hedeflere ulaşmak amacıyla çalışılır. Çin’e Budacı Çigongu getiren de ünlü Hintli Budist rahip Bodhidharma olmuştur.

Taocu Çigong: Budacılığın etkisine kadar Taocu okul bilimsel okulun sağlığı koruma amacını benimsemiş ancak Budacılık Çin’e girdikten sonradır ki onlar da Budacılar gibi ruhsal amaçlarla çigong çalışmaya başladılar. Onlar için uzun ve sağlıklı yaşam da önemliydi çünkü ancak bu durumda aydınlanmaya yönelik çalışmalarını daha fazla sürdürme olanağı bulacaklardı. Üçbin altıyüz Taocu çigong yöntemi ve her birinin de onbin alt bölümü bulunan Taocu çigong yöntemleri ancak 1970′lerden sonra kamuya açıklanmıştır.

Tibet Çigongu: Hint ve Çin kültüründen etkilenen Tibet’te Hint Budacığılının etkisiyle çigong çalışmaları yapılmış ve kendilerine özgü çigong uygulamaları geliştirmişlerdir. Tibet çigongu da Budacılar gibi aydınlanmayı hedeflemektedir.

Çigong’un genel ilkeleri ve temel yaklaşımı aynı olmakla birlikte taoistler, budistler, konfüçyonistler, zen budistler Çigong çalışmalarına kendi anlayışları çerçevesinde farklı üsluplar getirmişlerdir ancak bu farklılıklar abartılacak denli büyük değildir. Başlı başına yaygın olmamakla birlikte Çin, Uygur ve genel olarak orta asya bölgelerindeki müslümanlar da farklı dinlerden çigong ustalarıyla çalışmalar yapmışlar, çigongda ustalık derecesine gelmişler hatta bazı müslüman ustalar kendi stillerini de geliştirmişlerdir. Müslüman ustaların kendi geliştirdikleri bu stilleri de bir bakış açısıyla İslami Çigong olarak adlandıranlar da vardır. Örneğin Çin’de çoğunluğu müslüman olan etnik grup Hui’ler arasında doğan, Zha Quan stilinde usta, geleneksel Çin tıbbı doktoru ve 13 Tai Bao Gong Çigong egzersizlerini, 20 sağlık ve uzun yaşam duruşunu biçimlendiren, Çin’de yetenekleri ve gücüyle tanınan tanınmış bir müslüman ve çigong ustası Wan Ziping, Tang Ping Gong stili çigongda usta olan Çin’li müslüman, büyük usta Yusuf Yang Hua Xiang ve kendisinden ders alan ve halen Malezya’da Guolin Çigong Derneği başkanlığını yürüten çigong ustası Dr. Amir Farid Isahak bu isimlerden birkaçıdır. Endonezya müslümanlarının geliştirdiği Silat dövüş stilinde çigong benzeri çalışmaların bulunduğu da bilinmektedir.

Savaş Sanatları Dönemi: Bu dönem Liang Hanedanlığı başlangıcından Çing Hanedanlığının 1911′de son buluşuna kadar sürmüştür. Budacı ünlü patrik Bodhidharma Çin’e imparatorun davetiyle gitmiş ve Şaolin Tapınağındaki rahiplerin sağlık durumlarını geliştirmeleri için bazı çigong çalışmalarını öğretmiştir. Bu dönemde Çigongun rahiplerin savaş tekniklerinin etkinliğini arttırdığı görülünce savunma sanatlarında kullanılmaya başlanmıştır. Kung Fu’nun beş hayvan stili de Çigong’un beş hayvan stilli çalışmalarıyla etkileşime burada girmiştir. Çalışmalar manastır dışında da devam etmiş ve Thai Chi Chuen adlı içsel savaş sanatı da yine bu dönemde geliştirilmiştir.

Çigong uygulamaları Çin’de Kültür Devrimi (1965-1975) sırasında tehlikeye girmiştir. Bu dönemde Çi hakkında konuşmak resmen yasaklanmış, Çi ile ilişkili kavramlar feodal zamanlarda kalma gerici, arkaik batıl inanç kabul edilmiştir. Kültür Devrimi sonlarına doğru Komünist Parti’nin yüksek memurlarından biri rahatsızlanmış ve ne Batı tıbbı ne Geleneksel Çin Tıbbı başarı sağlayamayınca Beijing’in kuzeyinden getirtilen bir çigong şifacısının hastalığı tedavi etmesi üzerine çigong uygulamaları teşvik edilmiş ve ülkede çigong klinikleri açılmıştır. Günümüzde de Çin’de yüzlerce çigong klinik ve hastaneleri devletin onayıyla hizmet vermektedir.

Çigong’un Batı’da tanınması ABD Başkanı Nixon’un 1973′de Çin’e yaptığı gezi sonrasıdır. Bu tarihten sonra Batı ülkelerine ve özellikle ABD’ye gelen doğulu Çigong öğretmenleri uygulamanın tanınması ve yaygınlaşmasında önayak olmuşlardır. 1988 yılında “Academic Exchange of Medical Qigong” adıyla Beijing, Çin’de dünyanın çeşitli köşelerinden gelen katılımcıların çalışmalarını sunduğu Çigong üzerine İlk Dünya Konferansı tertiplenmiş, 1990′da Berkeley, California’da İlk Uluslararası Çigong Kongresi düzenlenmiştir. 19.yüzyılın sonlarında tanınmaya başlayan Yoga’ya karşılık Batı’da Çigong’un tarihinin çok yakın dönemlere rastlaması Çigong uygulayıcılarının sayısının Yogaya kıyasla daha az olmasının sebeplerinden de biridir fakat yıllar içinde açılan Çigong okul ve kliniklerinin sayısındaki artış gelecekte bu sisteminin Yoga’ya benzer şekilde daha da gelişeceğinin ön habercisidir.


Modern Dönemde Çigong

Çigong teknikleri Çin’de geleneksel sağlık çalışanları ve dini gelenekler tarafından muhafaza edilmiş ancak savaş sanatları uygulamaları dışında kamu alanına hiçbir zaman çıkmamış, kitleselleşmemişti. Sağlıkçılar, Taocu ve Budist keşişler ve savaş sanatları tarafından ve genellikle aile üyeleri arasında korunulan bu tekniklerin sağlık amacıyla halkın geneli tarafından çalışması ancak geçtiğimiz yüzyıl içinde mümkün olabilmiştir. Günümüzde Çin şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 70′i tarafından bu tekniklerin sağlık amacıyla kullanılışının ardında iki ismin büyük rolü olmuştu. Bunlardan ilki Çigong’u halka tanıtan ilk uzman ve eğitimci olan Jiang Weiqia (1873-1958) tüberkülozdan ölüm derecesine gelmiş ve bir Çigong çalışması sayesinde rahatsızlığından kurtulmuş ve daha sonra Çigong bilgisini ilerletip usta olmuştu. Jiang Weiqiao otuzlu yaşlarda gittiği Japonya’da geleneksel bazı metotların bilimsel yaklaşımla değerlendirildiğini ve halka yaygınlaştırıldığını görmüş ve bundan etkilenerek ülkesinde batıl inanç sayılıp küçümsenmeye başlayan Çigong’u tedavi amacıyla halka tanıtmak için bir kitap yazmıştı. Yinshizi Jingzuofa adıyla 1914′de yayınladığı kitapta tanıttığı teknik, halk tarafından geniş bir ilgiyle karşılanmış ve kendi zamanının en popüler Çigong stili haline gelmişti. 1950′lerde Jiang Çigong’un hastalıkları önleme ve tedavi edici özelliklerini tanıtmaya devam etmiş ve Şangay’da açılan bir Çigong kliniğinin de yöneticisi olmuştu.

Çigong’un kitleselleşmesinde ikinci önemli isim Liu Guizhen’dir. Sadece aile içinde şifahi yolla öğretilen Neiyang-gong aile geleneği tekniğinin altıncı varisi olan Liu Guizhen (1920-1983) iç savaş sırasında komünist bir eylemci iken sağlık sorunları sebebiyle 1948′de ailesinin yanına gönderilir. Orada Neiyang Gong’u amcasından öğrenen Liu Guizhen teknik sayesinde rahatsızlığından kurtulup sağlıklı bir şekilde işinin başına döner ve 1954′de Tangshan kentinde ilk Çigong kliniğini açar. Liu Guizhen 1964′de Kültür Devrimi sırasında çalışmalarını bırakmaya zorlanılır ve ancak 1980′de yeniden çalışmasına izin verilir ancak 1983′de deneyimlerini tam aktaramadan ölür.

1970′lerin sonlarında Çigong, tedavi işleviyle tekrar sahneye çıkar. Vahşi Kaz Çigongu, Turna Kuşu Çigongu, Guo Lin Çigongu gibi Çigong egzersizleri popüler hale gelir ve çigong klinikleri, kurslar açılır, yayınevleri ve okulları kurulur, Çigong ustaları deniz aşırı ülkelere giderek tekniklerini göstermeye başlarlar. Günümüzde Çin’de ikiyüz milyon kadar insanın çeşitli Çigong tekniklerini uyguladıkları düşünülmektedir.


Özelliği ve Uygulanması

Çigong çoğunlukla sağlığın korunması için öğretilmesine karşın bazıları onu terapötik müdahalede de kullanmaktadır. Bu amaçla yapılan çigong çalışmalarında yaşam enerjisini yani Çi’yi arttırmak ve vücutta serbestçe dolaşımını sağlayarak bazı sağlık sorunlarının üstesinden gelmek amacıyla temel gevşeme, dikkat toplama ve solunum teknikleri, belli duruş ve devinimleri, kendi kendine masaj uygulamaları ve dengeli yeme alışkanlıkları kullanılır.

Çigong çalışmalarında birtakım aygıtlar ve büyük alanlara hatta güçlü kas ve eklemler, elastik bir vücuda veya kondüsyona ihtiyaç duyulmamakta ancak bu çalışmalarda vücut sağlığına kavuşmakta veya mevcut sağlıklı olma durumu geliştirilmekte ve korunmaktadır. Savaş sanatları için çalışılan sert formları dışındaki çigong çalışmaları her yaş ve sağlık durumundaki insan tarafından yapılabilmektedir çünkü çigong’da bedensel hareket ve kas gücü veya elastikliği değil aksine gevşemiş bir fizik ve dengeli, aşırıya kaçmayan bir zihinsel durum ve özellikle çalışmalar esnasında aşırılıktan uzak bir duygusal yapı içinde bulunmak önemlidir. Ayrıca Çigong’un temel prensiplerine göre bedeni zorlayan, vücudun terleyerek sıvı kaybını arttıracak derecede enerji gerektiren çalışmalar çigongda geliştirilip kullanılması amaçlanan bünyenin doğal çi’sinin kaybedilmesine yol açmakta olduğundan çigong çalışmalarında da fiziksel yorgunluk ve tükenmişlik durumu çalışmaların doğru yapılmadığının da bir göstergesi olmaktadır. Bu yönüyle çigong günümüz modern kültür-fizik (Fitness, aerobik vb.) kültürüne olduğu kadar sert Yoga çalışmalarından da (Power Yoga vs. yoga türleri) oldukça farklıdır. Hindistan kökenli özellikle Hatha Yoga uygulamasından ayrılan diğer bir yönü de bedenin doğal ritmiyle daha fazla uyum göstermesi, nefes çalışmalarında da nefesin uzun sürelerle tutulması gibi uygulamaların olmamasıdır. Çigong çalışmaları dışarıdan izleyen bir kişi için etkisi konusunda şüpheye düşürecek denli bir sadelik göstermektedir. Bu, onun daha çok enerjetik beden üzerinde çalışmasından kaynaklanan bir sonuçtur.

Geleneksel Çigong’un çeşitli formları Çin savaş sanatları ile birlikte uygulanmakta ve genellikle içsel savaş sanatlarının (內家, ileri düzey çalışmalarında yaygındır. Çin’deki savaş sanatları içinde özellikle ülkemizde Kung Fu adıyla bilinen Wushu sanatlarında, shaolin manastırlarındaki savaşçı rahiplerin eğitim çalışmaları arasında mutlak surette Çigong’un savaş sanatlarında kullanılan formları ya da Sert Çigong tabir edilen çalışmalar yaptırılmaktadır. Bu çalışmalarla kas ve tendonlar normal bir insanın dayanıklılık sınırlarının çok ötesinde geliştirilmekte, vuruşlar daha etkili kılınması için enerji çalışmaları yapılmaktadır. Bazı Çigong ve Kung Fu ustaları (örneğin Wong Kiew Kit) çigong çalışması yapılmayan Kung Fu’nun bile Çinli ustalar tarafından ikinci sınıf olarak görüldüğünü söyleyerek Kung Fu’da çigong çalışmalarının önemini vurgulamışlardır.

Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır. Bunlar; zihin, nefes ve enerjidir. Bu çalışmalarla çi ya da yaşam enerjisi yoğunlaştırılır, etkinleştirilir ve kullanılır. Gevşeme çigongun temelidir çünkü gevşeme ile birlikte yalnızca bedendeki çi’nin rahatça akışı sağlanmamakta aynı zamanda zihin dingin ve uyanık hale getirildiğinden soluma da kendiliğinden düzenli hale gelmektedir. Zihin çigong alıştırmalarında çok önemlidir. Zihinle dikkati yönlendirerek çi yoğunlaştırılır, dolaştırılır, belirli uzuvlara yönlendirilir ve beslenip güçlendirilir.

Çigong’da bedenin en önemli parçası Dantien bölgesidir. Çigong teorisine göbek deliğinin bir parmak kadar aşağısı olan bu bölgede bedenimizi dengede tutan Çi biriktirilmektedir. ‘Dan’ enerji kristali veya özü anlamına gelirken ‘Tien’ de alan anlamına gelmektedir. Çigong yapıldıkça bu bölgede biriken çi enerjisi vücuda dağıtılır ve oniki ana kanal daha duru hale gelir. Kanallar şunlardır: Akciğer Kanalı; Perikard (Kalp Dış Zarı Kanalı); Kalp Kanalı; Dalak Kanalı; Karaciğer Kanalı, Böbrek Kanalı; Kalın Bağırsak Kanalı; Üç Isıtıcı Kanalı; İnce Bağırsak Kanalı; Mide Kanalı; Safra Kesesi Kanalı; İdrar Kesesi Kanalı. Çigong’da Dantien’de enerji biriktirildikçe daha sağlıklı ve güçlü olunur.


Çigong Stilleri

Çigongun binlerce sistemi vardır. Seksendört bin Budacı, her birinin on bin alt bölümü olan üç bin altı yüz Daocu çigong sisteminin yanında birçok Konfüçyüsçü ve Tibet kökenli çigong sistemi de bulunmaktadır.

Ancak alıştırmaların hedefleri bu kadar çok değildir: Koruyucu sağlık, hastalık (destek) tedavisi, ruhsal gelişim, spor ve sahne sanatları eğitimlerine destek vb. amaçlarını güder.

Çigong’un günümüzde bir kısmı tarihi uygulamaların günümüz koşullarına adaptasyonundan doğan 3 binden fazla stili bulunmaktadır. En ünlü stiller: Vahşi Kaz (Dayan) Çigongu, Beş Hayvan Oyunları, Tai Çi Çigong, Sekiz Parmak Brokarı, Altı Sağaltıcı Ses, Kazık Üzerinde Duruş Çigongu, Tek Parmak/Büyülü Aya.

Çigong stilleri kullanım yerlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır.

Çin’deki sınıflandırmaya göre Çigong dahili çigong ve harici çigong olarak iki büyük kategoriye ayrılabilir.

Dahili Çigong (internal qigong): Çi’nin vücut içindeki dolaşımı ve düzenlemesini fiziksel devinimler kullanılmaksızın gerçekleştirildiği çalışmalardır. Bu çalışmalar yatarak, oturarak veya ayakta yapılabilmektedir.
Harici Çigong (external qigong): Fiziksel devinimlerin kullanıldığı çigong stilleridir.

Kişinin kendi çi’sini düzenleme çalışmaları ile kendi çi’sini dışarıdaki bir nesneye veya sağaltım amaıcıyla bir başka kişiye yönlendirdiği çigong çalışmaları da vardır. Ancak kişinin çi’sini dışarıya yönlendirdiği bu çalışmalar ileri düzeylidir ve çigong ustları tarafından gerçekleştirilmektedir.

Çigong sağlık için uygulanan “yumuşak” çigong ile savaş sanatları ve güç talimleri için uygulanan “sert” çigong (Dövüş Çigongu da denir) olarak da sınıflandıranlar vardır.

Diğer bir sınıflandırma Taoist, Budist, Konfüçyen, Tıbbi ve Savaş sanatları çigonlarıdır. Taoist Çigong içsel gevşeme, sakin devinimler üzerinde yoğunlaşırken Budist Çigong okullarında güçlü, aktif, dinamik duruş ve hareketler vardır. Her iki okul da diğer çigong okulları gibi Yin ve Yang dengesi ve zihnin boşaltılıp sakinleştirilmesini hedefler. Konfüçyen Çigong nadirdir ve metotları temel ve basittir. Tıbbi Çigong akupunktur noktaları ve meridyenler üzerinde durur. Savaş sanatı Çigongu (Tai chi chuan, Shaolin Quan, Xing Yi Quan, Bagua Zhang ve Wing Chun Kuen) de Taoist ve Budist okullarının metotlarını kullanırlar.

Çigong çalışmalarının Yin ve Yang gibi iyi yönü vardır. Aktif Çigong’da (Dong Gong)hareketler akupunktur noktaları ve kanallarla ilişkilidir ve iç organları güçlendirir. Pasif Çigong (ling Gong) oturarak, yatarak veya ayakta durarak yapılan bir meditasyon türüdür ve Dantien’de Çi’nin biriktirilmesi, bedenin içini çalıştırmayı ve zihni arındırmayı kapsar.

Altıncı yüzyıldan başlayarak çigong kuramına dayanan pek çok stil geliştirilmiştir. Stiller Vaigong (dışa özgü çalışma) ya da Vaidan (dış iksir) ve neigong (içe özgü çalışma) ya da neidan (iç iksir) denilen ve çigongun uygulanma şeklinde göre iki ana gruba ayrılmaktadırlar.

Shaolin tapınağı kökenli Vaigong/Vaidan ya da içe özgü çalışmalarda çigong çalışmaları kasların güç ve etkinliğini arttırmaya yöneliktir. Zihin yardımıyla uzuvlardaki güç arttırılarak kullanılan savaş sanatı tekniklerinin daha etkin olması sağlanır.

En tanınmış örneklerinin başında Tai Chi Chuen’in geldiği Neidan (İç İksir) kuramına dayalı içe yönelik savaşçı çigonlarında ise kaslar en alt düzeyde kullanılır ancak bu okulun çalışmaları Vaidan okuluna göre çok daha zorlu ve içrektir.
Günümüzde çalışılan kimi klasik kimi modern uyarlamalardan oluşan çigong stillerinden bazıları:

  • Wuji Çigong
  • Can Cuang Gong
  • Vahşi Kaz (Wild Goose) Çigong
  • Wu Qin Xi (Five Animal Frolics) Çigong
  • Laohu Gong
  • Liu Tsı Cüe
  • Shaolin Cosmos Çigong
  • Hunyuan Çigong
  • Xi Yuan Tıbbi Çigong
  • Chi-Lel Çigong
  • Tong Hui Gong


Tıbbi Çigong: Sağaltım Yöntemi Olarak Çigong

Çigong, Çin’de 1989 yılından bu yana tıbbı tedavi yöntemi olarak resmi kabul görmüş ve çoğu üniversitenin de müfredatına alınmıştır. 1996 yılında ise Çin hükümeti tarafından Ulusal Sağlık Planı’nın bir parçası olarak ele alınmıştır.

Tıbbi Çigong’un şu üç alanda uygulanmaktadır:
1. Bedenin sağlık durumunu korumak için fiziksel terapi ve belirli rahatsızlıkların tedavisi
2. Stres yönetimi ve gevşeme teknikleri
3. Harici Çi Sağaltımı (Çin Terapötik Dokunuşu olarak da adlandırılır)

Kas-iskelet problemleri, iç organlara ilişkin problemler ve diğer rahatsızlıklara ilişkin geliştirilmiş belirli çigong egzersizleri vardır. Örneğin yirminci yüzyılda Şangay fizik terapistleri çigong ve savaş sanatları ustaları ile birlikte Batılı fizik terapi bilgisiyle geleneksel çigong formlarını bir araya getirerek boyun ve omuz problemleri, alt sırt, diz ve kalça, üst ve alt uzuvların eklem problemlerini, tenis dizi ve iç organ bozukluklarına yönelik sağaltıcı Liangong Shr Ba Fa (18 Arınma Metodu) adlı çigong formunu geliştirmişlerdir.

Çigong uygulayıcısı Diyafram nefesiyle stres ile mücadelede önemli bir rol oynayan gevşeme çalışmalarını sürdürür.

Batı ve Çin tıbbı alanlarında doktora yapmış olan ve Yan Xin Çigong okulunun kurucusu olan Dr. Yan Xin Çigong’un modern dünyada bir “hurafe” olarak görülüp gözardı edilmesinin önüne geçmek için çigong ile ilgili bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğini öne sürmüştür. 1980′lerin ortalarında bu amaçla hem Yan Xin hem de diğer araştırmacılar Çin ve A.B.D’deki bazı araştırma kuruluşlarında Çigong ile ilgili sistematik araştırmalar yapmışlardır. Bu çalışmaların sonucunda 20′den fazla bilimsel tebliğ yayınlanmış bulunmaktadır.

Çigong kadim Çin tıbbının bir başka önemli ve modern tıp tarafından da kabul görülen bir başka uygulaması; akupunkturla da benzer ilkeler üzerine kuruludur. Tıpkı akupunktur gibi pek çok rahatsızlığa karşı alternatif bir tıp yöntemi olarak kullanılan Çigongun iyi geldiği söylenilen rahatsızlıklardan bazıları:

  • Kronik kalp hastalıklığı
  • Mide ya da oniki parmak bağırsağı ülseri
  • Kronik hazımsızlık,
  • Astım ve allerjik rahatsızlıklar
  • Miyopi
  • Soğuk algınlığı
  • Kronik bronşit
  • Hormonal Dengesizlik
  • Hipertansiyon
  • Böbrek yetmezliği
  • Kronik gastrit
  • Uykusuzluk
  • Adet düzensizlikleri
  • Bağımlılıklar
  • Kanser
  • Diyabet
  • Kronik Başağrısı
  • Kalp yetmezliği
  • Karaciğer yetmezliği
  • Multiple skleroz
  • Ansiyete ve stres

Çigong uygulamaları sırasında en son gelişmelerden biri günümüzde gözlükle geçici, lazerli yöntemlerde kalıcı iyileşme sağlanılan miyop ve hipermetropi gibi göz kusurlarına karşı çigong kullanılmasıdır. Çinli ünlü çigong ustası Weizhao Wu’nun Hunyuan Gong stillerinden biri olan Göz Çigongu ilk kez onun tarafından 1980′lerin sonlarında gözlerinden kanama geçiren annesini iyileştirmek için geliştirilmiştir. Doktorların annesinin kör olacağını söylemesiyle birlikte Wu usta annesi için bir çigong programı tasarlamış ve sonunda bu rahatsızlığı ile birlikte gözlük kullanmaktan da kurtulmasıyla bu çigong çalışmasının adı duyulmaya başlanmıştır. Wu ustanın çigong tekniği üzerinde 100 kişilik tıbbi kurul 3 yıl çalışmış ve 4000′den fazla klinik dosya üzerinde yapılan araştırmada yüzde 90′ın üzerinde bir başarı sağlandığı tespit edilmiş ve sonuçlar ulusal düzeyde yayınlanmıştır. Halen Guangdong Bölgesindeki okullarda bu göz çigongu günlük olarak uygulanmaya devam etmektedir. Emekli olduktan sonra Kanada Toronto’ya yerleşen Wu usta burada açtığı çigong merkezinde göz çigongu eğitimi vermeye devam etmektedir.

Günümüzde başka alanlarda olduğu kadar tedavi alanında en çok çalışılan çigong çalışmalarından bazıları şunlardır:


Meditatif Ağırlıklı Teknikler

  • Küçük Gök Döngüsü,
  • Büyük Gök Döngüsü,
  • İçsel Gülümseme,
  • Üç Zihni Hizaya Getirme,


Dışa Dönük Çalışmalar

  • Büyük Düzenleyici Alıştırma,
  • Yüzen Ejder,
  • Rüzgar Yürüyüşleri,
  • Beş Hayvan Oyunu,
  • Vahşi Kaz,
  • İlik Yıkama,
  • Yi Cin Cing,
  • Altı Sağaltıcı Ses,
  • Sekiz Brokar,
  • Taici Çigong,


Nefes Teknikleri

  • Turna Kuşu Solunumu,
  • Geyik Solunumu,
  • Kaplumbağa Solunumu,


Masaj, Aku Noktalarına Basınç

  • Tuina,
  • Yüz Masajı,


Savaş Sanatları ve Çigong/Vuşu Çigong

Çinliler dörtbin yıldan bu yana savaş sanatlarını çalışmakta ve onları geliştirmektedirler. Başlangıçta teknikler genel kas gücünü geliştirmek amacıyla kullanılmaktaydı. M.Ö. 200′lerde Çi’nin bedendeki devridaiminin ve akapunktur uygulamasının daha iyi anlaşılmasıyla savaş sanatlarında Çi kullanılmaya başlandı. Çi’nin savaş sanatlarında kullanımına ilgi Bodhidharma’nın (Çince’de Da Mo şeklinde söylenir) M.S. 536′da Wai Dan egzersizlerini Shaolin Tapınağında başlatmasından sonra giderek arttı. Bodhidharma Shaolin’de keşişlerin egzersiz yapmayışları sebebiyle fiziksel durumlarının genellikle kötü olduğunu görmüş ve Yi Jin Jing (Kas/Tendon Değiştirme Klasiği) ile Xi Sui Jing (İlik/Beyin Yıkama Klasiği) adlı kitaplarını kaleme almıştı. Keşişlerin bu kitaplarda anlatılan ve bindörtyüzyıldan daha fazla süre uyguladıkları bu egzersizler yirminci yüzyıla kadar gizli tutulmuş ve ancak yirminci yüzyılda Çin’in genel halk kitlesi tarafından bilinir ve uygulanır hale gelmiştir. Shaolin keşişleri bu egzersizlerin her ne kadar daha sağlıklı olma amacıyla geliştirilmiş olsa da aynı zamanda savaş sanatları için gereksindikleri gücü de arttırdıklarını keşfetmişlerdir. Wai Dan (bunlar harici çalışmalardır) egzersizlerinde enerji kaybı riskini önlemek (Buna San Gong denmektedir) için de keşişler bu çalışmalara Nei Dan (Dahili çalışmalar) meditasyonunu da eklemiş ve böylece Çi kanallarını açık tutmaya çalışmışlardır.

Çin savaş sanatlarından her birinin kendi özgün çigong metotları vardır ve çigong ya da içsel enerji çalışmaları olmaksızın yapılan dövüş sanatları gerçek güç olmaksızın yapılan gösteri dövüşü olarak kabul edilmekte ve iç kuvvet olmadan yapılan savaş sanatları bir spor ve sağlık egzersizi olarak yeterli görülse de etkili bir savaş sanatı için çinli ustalar çigong çalışmasını zorunlu görmektedirler. Çin savaş sanatları içsel gücün kullanımı açısından iki ana gruba ayrılmaktadır: İçsel Stil veya Dışsal Stil. İçsel Stilde iç güç ağırlıklı olarak kullanılırken dışsal stillerde içsel stildeki çalışmaların yanında kas gücü de devreye sokulur. Shaolinquan Chaquan, Bajiquan dışsal stiller iken Tai Chi Chuan, Xingyiquan, Baguazhang, Liuhebafa içsel stillerdir. Her iki sitllerin eğitimlerinde çigon kullanılmaktadır.

Nei Dan egzersizlerini uzun yıllar çalışan savaş sanatçıları enerjilerini bedenlerinin dışına yansıtabilmekte ve yalnız dokunuşla bile rakiplerini etkileyebilmekteydiler.Ustalar çi güçleriyle akapunktur noktalarını baskı, sıkıştırma, yumruk, tekme ve diğer çeşitli teknikler kullanarak manipüle etmekte ve böylelikle rakiplerinin Çi akışlarında dengesizlik oluşturmakta ve hatta ölüme yol açabilmekteydiler. Bu noktalara yapılan vuruş teknikleri Kung Fu’da en yüksek sanat olarak görülmekteydi. Bu tekniklerin uygulanabilmesi için eller ve parmaklar Demir Kum Avucu (Tie Sha Zhang) ve Gizli Kılıç (Jian Jue) gibi metotlarla, yanan bir muma yumruk atma gibi tekniklerle rakibe nüfuz etme gücü arttırılmaya çalışılırdı. Uzun yıllar yoğun çalışma gerektiren bu tip uygulamalar günümüzde çoğunlukla unutulmuş ancak geleneksel çin savaş sanatlarında bazı çigong çalışmaları uygulanmaya devam etmiştir.

Savaş sanatlarında kullanılan çigong yöntemlerine sağaltım amaçlı çigong yöntemlerinden ayırmak için Sert Çigong da denir. Sert Çigong yöntemleri asırlardır dahili Çi’yi geliştirmek, darbelere karşı incinmemek için kemik ve kasları güçlendirmek için savaş sanatçıları tarafından kullanılmıştır. Öğrencilerin çi’lerinin gelişme düzeyleri çeşitli testlerle sınanır. Bu teknikle çigong öğrencileri vücutlarını normal bir insanın dayanamayacağı (başlarıyla kiremit veya demir kırma, mızrakları boyunla bükme vs.) darbelere karşı dayanıklı kılabilmektedirler.

Sert Çigong Batı ülkelerinde uygulanan eğitimlerle kas geliştirilmesine benzememekte çünkü vücutta dolaşan Çi’nin belirli nefes ve duruş teknikleriyle yönlendirilmesi ile işlerlik kazanmaktadır.

Sert Çigongun hem yumuşak (yin) hem de sert (yang) yönleri vardır. Yang yönü belirli duruş ve nefes tekniklerinin kullanıldığı bedene eller, özel bambu kamışlar ve demir çubuklarla düzenli vuruşları içerir. Yin yönü ise eğitimin ihmal edilmemesi gereken ve egzersizle oluşan yangıyı serinletmek için gerekli olan meditasyonu içermektedir. Sert Çigong eğitiminde belirli düzeyler bulunmaktadır. Öğrenci gelişiminde bu düzeyleri teker teker geçmesi gerekir. Her bir düzey bir diğerinden daha zor talimleri kapsar. Sert çigong çalışmaları Kung Fu ustasına dövüşte ihtiyaç duyacağı gücü, dayanıklılığı sağlamakta aynı zamanda alınan darbelere karşı bedenin hasar görmesinin de önüne geçmektedir. Bu durum geleneksel Kung Fu ustalarının ileri yaşlarda bile sanatlarını etkin kullanmalarının ardındaki nedeni de açıklamaktadır.

Sert Çigong sadece bedeni güçlendirmekle kalmaz aynı zamanda vücutta astım, dolaşım sorunları, depresyon ve akciğerlerin gelişimini de sağlamaktadır

Sert çigong yöntemleri arasında en ünlüleri Demir Gömlek Çigong (Iron Shirt Qigong) çalışmasıdır. Ayrıca Demir Yumruk (Iron Fist), Kartal Pençesi (Eagle Claw), Çelik Parmak (Steel Finger), Demir Önkol (Iron Forearm), Demir Diz (Iron Knee) gibi eğitimler de savaş sanatlarında öğrencilerin farklı uzuvlarını geliştirmek için kullanılmaktadır.

Bir ila üç yıl süren (Wong Kiew Kit’in ifadesiyle) Demir Gömlek çalışmasında Çi üretilip depo edilir ve salgılar, kaslar ve kemiklerin desteklenmesiyle daha güçlü ve sağlıklı ve aynı zamanda daha dengeli bir beden geliştirilir. Çalışmaya Demir Gömlek adının verilmesinin sebebi bu çalışmayı yapan kişinin yumruk ve tekme gibi darbelerden etkilenmemesi ve bedeninin Çi ile demir bir gömlekle kaplı koruyucu bir zırh taşır gibi korunmasıdır. Bu çalışmada nefes ve duruşlar önemlidir. Enerji Nefesi de denilen teknikle karın nefesi alınır ve Dan Tien Çi’si aktive edilir. Ancak uzmanlar bazı Demir Gömlek çalışmalarının yüksek tansiyon, duygusal dengesizlik, kalp problemi ve herhangi bir akut rahatsızlık çekenler, adet dönemi sırasında kadınlar tarafından yapılmaması konusunda uyarılarda da bulunmaktadırlar.


Çigongla İlgili Tartışmalar

80 ve 90′larda Çigong’un popülerliğinin artmasıyla birlikte ortaya çıkan pek çok grup geleneksel çigong pratisyenleri ve şüpheci çevreler tarafından eleştirilmeye başlandı. Akupunktura yönelik eleştirilerin bazıları Çigonga da yöneltilmiştir. Çi’nin ve meridyenlerin varlığı kadar sağaltım sürecinin de modern bilimsel yöntemlerle tespit edilemeyişi ve gözlem alanının dışında oluşu ve ilkelerinin modern bilimsel paradigma ile çelişkisi, Çigong gibi antik yöntemlere karşı bilim çevrelerinin ve araştırmacıların şüphelerini sürekli beslemiştir. Bu tıp çevrelerine göre Çigong bilimsel bir tedavi yöntemi değildir ve kişiyi konservatif batı tıbbının uygulamalarından alıkoyduğu durumlarda sağlığı riske atma tehlikesi bulunmaktadır. Uygulayıcılardaki bazı olumlu etkiler ise Çigong teorisindeki çi denilen ve bilimsel olarak ispatlanmayan sözkonusu enerji akışının düzenlenmesinden değil plasebo etkisinden veya nefes kullanılarak yapıldığında kişinin olumlu bir ruh haline girmesini sağladığından kaynaklanmaktadır.

Alternatif tıp başlığı altındaki tekniklere tümüyle karşı çıkanların yanısıra daha ılımlı bir yaklaşımla Çigong’un da diğer alternatif/geleneksel metotlar gibi konservatif tıbbın dışında yegane bir terapi yöntemi olarak görülmemesi fakat tamamlayıcı tıp çalışmaları içinde ve modern tıbbi yöntemlerle birlikte kullanılması gerektiğini ileri sürenler de vardır. Bu uygulamalarda kişinin uzman olmayan kişilerin ellerinde herhangi bir zarar görmemesi için uzman doktor ve çigong pratisyenlerince birlikte hastalığın ele alınması gerektiği ve modern tıp gereçleriyle hastalığının izlediği seyrin takip edilmesi gerektiği uyarısı da yapılmaktadır.

Bunun yanısıra çok sayıda insanın yetersiz bir gözetmen altında veya kitaplar veya video ve DVD’lerden öğrendikleri çigongu uygulamaya çalışması Çigong ustaları ve ortodoks çigong okullarının temsilcileri tarafından eleştirilmiş ve bu çalışmaların insanda enerji dengesizliğine yol açarak fiziksel ve zihinsel problemler oluşturabileceği iddia edilmiştir. Bazı Çigong egzersizlerinin hamileler, adet dönemindeki bayanlar, yüksek tansiyonlular ve kanser, tümör gibi vakalarda yapılmaması gerektiği hatta bu rahatsızlıkları arttırabileceği bizzat çigong uzmanları tarafından ifade edildiğinden özellikle rahatsızlık durumunda ehil çigong hocalarından, geleneksel çin tıbbı uzmanlarından yardım alınması gerektiği de tavsiye edilmektedir.

Ünlü bir savaş sanatçısı ve Çigong ustası olan Wong Kiew Kit gerçek çigongun kitaplar ve videolardan değil bir ustadan öğrenilebileceğini ve çi akışının doğru kontrol edilmediğinde kişinin enerji ağında dengesizlik olabileceğini ve bunun da kan basıncında dengesizlik, hormon üretiminde bozulma, baş dönmesi, hayati organların çalışmasında bozukluk, fobi, halüsilasyon gibi kötü etkilerin ortaya çıkabileceğini ve hatta bunların çok ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etmiştir.

Çoğu geleneksel çigong okulunda belirli bir uzman gözetmenin kontrolü altında yıllarca süren bir çigong eğitimi söz konusudur ve öğrencinin çigongu yanlış uygulaması gözetmen tarafından engellenir. İç enerjilerin dengesiz bir şekilde dolandırılması bu eleştirmenlere göre sonunda kişide bedenin hem zihinsel hem de fiziksel sistemlerinde dengesiz sonuçlar doğuracaktır.

Rehbersiz veya uzman olmayan rehberlerle çalışılan pratisyenlerde gelişen çeşitli kronik zihinsel ve fiziksel sağlık problemleri hiç de nadir değildir hatta İngilizce konuşan çigong pratisyen ve öğretmenleri bu sendromlardan birini “Çigong Psikozu” (Qigong Psychosis) şeklinde adlandırmışlardır.


Yararlanılan Kaynakça

  • Hakan Onum, Ejderi Uyandırmak, Çigong Bir Canlılık Bilimi, Yol Yayınları, 2004
  • Hakan Yalman, Alternatif Tıp Yöntemleri, İnsan Yayınları,