M.V.A.B. (albüm)
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Albüm Şarkıları
- Mazeretim Var Asabiyim Ben
- Allah Allah
- Sakın Gelme
- Belalın Oldum
- Leylayım
- Ağlamadan
- Acaip Haldeyim
- İstedim
- Para Gelince Aşka
- Bilmem Nedendir
- Rüyalar
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Sinop Üniversitesi 5662 Sayılı “Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda ve Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la kurulan ve 28 Mayıs 2007 tarihinde Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanan, 17 yeni üniversiteden biridir. Sinop ilinde bulunmaktadır.
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
76-mm tümen topu model 1942 (ZiS-3) (Rusça:76-мм дивизионная пушка образца 1942 года (ЗиС-3)) SSCB tarafından üretilen ve Kızıl Ordu tarafından [[II. Dünya Savaşı] sırasında kullanılan toptur. ZiS kelimesi Rusça Zavod imeni Stalina (Завод имени Сталина, Türkçe ‘Adı Stalin tarafından verilen’) anlamına geliyordu. Fabrikanın resmi adı Artillery Factory No. 92 idi. Toplar hakkında bilgili birçok kişi bu topu II. Dünya Savaşı sırasındaki kullanılan en başarılı tasarıma sahip Alman 88 mm top ile İngiliz 25pdr obüs ile eşdeğer tutmaktadır.
ZiS-3 modelinin tasarım çalışmlaarı 1940 yılının sonlarında Artillery Factory No. 92 fabrikasında çalışan ve SSCBnin orta sınıf top şef tasarımcısı V. G. Grabin tarafından başlandı. Bundan başka bir proje olmamasına rağmen Sovyet Topçu Maraşeli Generali Kulik özellikle bu sınıf top yapımına karşıydı. Bu sebepten proje V. G. Grabin kişisel teşebbüsü ve Artillery Factory No. 92 fabrika müdürü ve yardımcı müdürü arsında kaldı. Merkezi yönetim ve Maraşel Kulik e ZiS-3 projesi hakkında bilgi verilmedi.
ZiS-3, 57 mmlik 57-mm tanksavar topu M1943 (ZiS-2) topuna ait taşıma sehpası ile F-22USV model topa ait güçlü 76.2-mm lik namludan oluşuyordu. Geri tepmesini azaltmak için namlu ağzına gaz susturcusu takıldı. Bu sayede top hafif bir sehpa üzerinden mekanik olarak herhangi bir zarar vermeden kolaylıkla ateş edilebilirdi. F-22USV topu ile karşılaştırldığında ZiS-3 daha iyi üretim teknolojisine sahipti. Parçaların perçinle ve kaynakla birleştirlen top sonuçta F-22USV topuna göre 3 kez daha kısa sürede bitiriliyordu. Amliyeti ise F-22USV topunun 2/3 ü kadardı.
Merkezi yönetimin hafif ve orta sınıf toplar istememesinden ötürü ilk üretilen ZiS-3 topu gizlendi. Merkezi yönetime göre Almanların elinde çok ağır zırha sahip tanklar bulunuyordu. Ama 1941 yılına kadar Almanların böyle tankları yoktu. Sadece propaganda amaçlı halka duyurulan bazı tanklar vardı. Buna en önemli örnek Almanların NbFz adını verdiği çok taretli deneme tankıydı. Maraşel Kulik bu yemi yuttu ve bütün hafif 45-mm lik tanksavar ve 76.2-mm lik tümen toplarının üretimine son verdi.
Büyük Vatanseverlik Savaşının başlarında anlaşıldı ki Almanları sahip oldukları tanklar beklediklerinden daha ince zırhlara sahipti. Hatta bazıları büyük kalibreli Sovyet yapımı DShK makineli tüfekleri ile iş göremez hale geliyordu. Savaşın ilk aşamalarında Sovyet 76-mm lik tümen topları Alman araçlarını kolayca etkisiz hale getiriyordu. Ancak bu silahların çoğu Almanlar tarafından ganimet alındı. Ayrıca fabrikalarda Almanların kontrolüne geçti. İleride bu toplar Alman yapımı Panzerjäger denilen kundağı motorlu obüs sınıfında araçlara takılarak Sovyet birliklerine karşı kullanıldı. Sonuçta hatasını anlayan Maraşel Kulik 76.2-mm sahra topu F-22USV modelinin çok sayıda üretilmesi emrini verdi. Ancak V. G. Grabin ve Artillery Factory No. 92 yönetimi bu model yerine ZiS-3 topunun üretilmesine karar verdi. ZiS-3 üretimine başlamalarına rağmen top hala resmi olarak testi yapılmamış ve Kızıl Ordu servisine hazır hale getirilmemişti. Burada çok komik bir durum ortaya çıkmıştı. Kızıl Ordu askerlerinin acilen topa ihtiyaçları vardı ancak toplar fabrika depolarında tutuluyordu. Çünkü resmi olarak onaylı değillerdi. Ardından Grabinin ekibi ile odu yetkilileri arasındaki mücadele sonucunda Grabin ve Artillery Factory No. 92 nolu fabrika yönetiminin kişisel kefaletleri ie top ordu servisine alındı.
Cephede kullanlan ZiS-3 sahip olduğu üstünlükleri gözler önüne serdi. Sonuçta top ile ilgili tüm izinler merkezi hükümetin başı olan Joseph Stalin tarfından kişisel olarak verildi. Yapılan deneme çalışmaların ardından Stalin “Bu top topçu sistem tasarımları içerisinde bir başyapıttı” ifadesini kullanmıştır. Şubat 1942 yılında yapılan 5 günlük deneme atışlarının ardından top resmi olarak Sahra topu model 1942 adıyla Kızıl Ordu servisine alındı.
V. G. Grabin ve ekibi daha sonra ZiS-3 modelinin seri üretimine geçmek üzere çalışmalara başladı. Yapılan kısa eğitimin ardından genç yaştaki kızlar çalışma bantlarında işe başladı. Yaşlı ve tecrübeli işçiler ile mühendisler daha zor ekipman üzerinde çalıştı.Fabrikada çalışan genç erkekler askerlikten muaf tutuldu. Bunlar işi kısa sürede öğrenerek kaliteli işçiler ve mühendisler ile çalışmaya başladı. Bu da ZiS-3 üretiminin artışında etkili oldu. Sonuçta ZiS-3 II. Dünya Savaşı sırasında SSCB tarafından en çok üretilen sahra topu oldu. Toplamda 103,000 adetten fazla top üretildi.
Savaşın ardından ZiS-3 modelinin seri üretimi durduruldu. Bu top yerini yeni tasarım D-44 sahra topuna bıraktı. Bu top daha geniş kalibreli (85 mm) namluya ve daha iyi zırh geçme özelliklerine sahipti. Ancak ZiS-3 modeline göre daha ağırdı ve hareket kabiliyeti çok zayıftı.
| Kullanılan mühimmat | |||
| Türü | Modeli | Ağırlığı, kg | Patlayıcı ağırlığı, g |
| Zırh delici(namlu çıkış hızı 700 m/s) | |||
| APHE | BR-350A | 6.3 | 155 |
| AP (düz) | BR-350SP | 6.5 | N/A |
| Kompozit zırh delici (namlu çıkış hızı ? m/s) | |||
| BR-350P | 3.02 | N/A | |
| II.DS sonra üretilen | BR-350N | 3.02 | N/A |
| Yüksek patlayıcılı ve parça tesirli (namlu çıkış hızı680 m/s) | |||
| HE/parça tesirli çelik | OF-350 | 6.2 | 710 |
| HE/parça tesirli demir-çelik | OF-350A | 6.2 | 640 |
| Parça tesirli demir | O-350A | 6.21 | 540 |
| HE/Parça tesirli | OF-350B | 6.2 | 540 |
| HE/ Parça tesirli | OF-363 | 6.2 | 540 |
| HE(Yüksek patlayıcılı) | F-354 | 6.41 | 785 |
| HE(Yüksek patlayıcılı) | F-354M | 6.1 | 815 |
| HE (Fransa de üretilen) | F-354F | 6.41 | 785 |
| Diğer başlıklı (namlu çıkış hızı 680 m/s) | |||
| HEAT, II.DS sonra üretilen | BK-354 | 7 | 740 |
| Şarapnel | Sh-354 | 6.5 | 85 |
| Şarapnel | Sh-354T | 6.66 | 85 |
| Şarapnel | Sh-354G | 6.58 | 85 |
| Şarapnel | Sh-361 | 6.61 | 85 |
| Kimyasal | OH-350 | 6.25 | |
| Napalm (Uzun menzilli) | Z-350 | 6.24 | 240 |
| Napalm | Z-354 | 4.65 | 240 |
| Sis (Uzun menzilli) | D-350 | 6.45 | N/A |
| Sis (Demir-çelik) | D-350A | 6.45 | N/A |
| Zırh geçme tablosu | ||
| AP Projectile BR-350A | ||
| Mesafe , m | Çarpışma açısı 60°, mm | Çarpışma açısı 90°, mm |
| 100 | 67 | 82 |
| 500 | 61 | 75 |
| 1000 | 55 | 67 |
| 1500 | 49 | 60 |
| 2000 | 43 | 53 |
| Bu bilgiler Sovyet yöntemleri ilie elde edilmiştir. (zırh geçebilme özelikleri 75% eşdeğerdir). Aynı tür mühimmat ile kıyaslanamaz. |
||
Sovyet askerleri kötü koşullarda çalışması, yüksek düzeyde kullanışlığı ve iyi atış yüzdesinden ötürü çok seviyordu. Top müretebatının eğitimide çok kolaydı. Hafif taşıma sehpası sayesinde top normal kamyon veya ağır jeepler hatta mürettebatıyla birlikte çekilebiliyordu.
ZiS-3 Almanlara ait hafif ve orta sınıf birçok tankı zırh delici mermileri ile kolaylıkla etkisiz hale getirebiliyordu. Ancak Alman yapımı büyük kedilerin ortaya çıkması ile ZS-3 müretebatları zor zamanlar yaşamaya başladı. Bu toptan atılan zırh delici mermiler Panther tanklarının yandan ve top zırhından yara almasına sebep olsa da “Tiger” tanklarına karşı etkisizlerdi. Ancak iyi kamufle olan top çok yakın mesafeden Tiger tanklarına zarar verebiliyordu. Birçok Sovyet topçu askeri Alman tankını zırhından vurmak yerine top namlusu veya taretinden vurarak hareketsiz bırakmayı öğrenmişti.
Soğuk Savaş dönemimde birçok ZiS-3 Demir Perde ülkesine gönderildi. Daha sonra bu toplar bu ülkeler tarafından üçüncü dünya ülkelerine satıldı. Bazı Afrika ve Asya ülkelerinde ZiS-3ler hala ordu hizmetinde kullanılmaktadır. Hatta az sayıdaki sınır çatışmasında kullanılmıştır.
Sovyet ordusundaki ZiS-3ler resmi olarak ordu servisinden çıkartılmıştır. Bazıları fabrikalarda sökülmeye gönderilmiş bazılarıda Büyük Vatanseverlik Savaşı anısına müzelerde sergilenmektedir. Rus Ordusu ZiS-3leri bina ve bahçelerde dekoratif amaçlı sergilemektedir.
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Müzik albümü, üzerinde 20 dakikadan ya da 4 şarkıdan daha fazla müzik parçası kaydı bulunan, müzik parçalarının toplandığı bir CD, kaset ya da uzunçalardır. Müzik albümü, bir kişiye, bir gruba ya da birkaç besteci ya da yorumcuya ait olabilir. T.C.yasalarında, “musiki eserler” kapsamında tanımlanmışlardır.
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Remix, bir Candan Erçetin albümü. Albüm sanatçının Neden albümündeki şarkılarının remixlerinden oluşuyor. Albümde ayrıca Pjer Zalica’nın Firestarter adlı filminden “Yazık Oldu” da yer alıyor.
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Johnny Knoxville (gerçek ismi Philip John Clapp) 11 Mart 1971′de ABD’de Tennessee’nin Knoxville kasabasında doğdu. MTV dizisi Jackass’in yaratıcısı olarak ünlenen Amerikan komedyeni, aktör.
Comments: 0 - Date: May 11th, 2008 - Categories: Uncategorized
Gójar, İspanya’nın onyedi özerk bölgesinden, ülkenin en çok nüfusa sahip olan ve güney sınırında bulunan, Endülüs otonom bölgesine bağlı sekiz eyaletinden Akdeniz’e kıyısı bulanan Granada’ya bağlı 168 belediyeden biridir. Gójar belediyesinin nüfusu 2005 yılı nüfus sayımlarına göre 4454 kişidir.
Comments: 0 - Date: May 10th, 2008 - Categories: Uncategorized
sezen-aksu com
Comments: 0 - Date: May 10th, 2008 - Categories: Uncategorized
Konya’nın Akşehir İlçesine bağlı bir belde.
Beldemizin resmi tarihi hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Kim veya kimler tarafından kurulduğu hakkında bilgiye sahip değiliz. Beldemiz ilk ismi olan Absarı ya da Apsarı’nın ne anlama geldiği ve kelime anlamı hakkında da bir bilgi yoktur. Apsarı ya da Absarı Türkçe eserlerde sarı su olarak geçmektedir. Köyümüzde daha öncelerde bunar denilen yerde bir pınarın olduğu bu suyunun da sarımsı bir renk taşıdığından bu ismi almış olabileceği düşünülmektedir. Çoğu Çerkez kaynakları Apsarı’nın bir Çerkez köyü olduğu hakkında bilgiler mevcuttur. Ancak yaptığımız araştırmalarda gerek yöresel kelimeler gerekse 60-70 yaş üstü büyüklerimizin hiçbirinde Çerkez ismi bulunmaması bu bilgileri doğru kılmamaktadır. Anadolu’da Apsarı -Absarı ismini taşıyan bazı köyler de mevcuttur. Aksaray, Çankırı, Isparta’daki Apsarı-Absarı köyleriyle bir bağlantısı olup olmadığı konusunda bir bilgi bulunmamaktadır.
1989 yıllarında köy statüsünde iken Belediyelik hakkını elde etti. Yapılan Seçimler sonunda
Başkan Adı Soyadı Parti Oy Oranı Yıl
Hasan Hüseyin TURAN AK Parti % 53.61 2004-…….
Sefer TAŞ DYP % 35.68 1999-2004
Hasan Hüseyin DEMİR REFAH % 49.34 1994-1999
Kadir Filiz Baş DYP % 39.94 1989-1994
Akşehir ilçe merkezine 15 km mesafededir. 4014 nufuslu beldede bir ilköğretim okulu ve bir sağlık ocağı bulunmaktadır.Okur yazar oranı %100 Geçim Kaynakları tarım ve hayvancılık. Tahıl şeker pancarı haşhaş meyve ve sebze temel ürünleridir.
Tamamen tüz bir ovada kuruludur. En yüksek yeri 10 metre rakımlı köy mezarlığıdır.
Comments: 0 - Date: May 10th, 2008 - Categories: Uncategorized
Ali Tufan Kıraç (d. 17 Haziran 1972, Göksun, Kahramanmaraş) bilinen adıyla Kıraç, öğretmen bir babanın çocuğu olarak ilk öğrenimine doğduğu yerde başladı. 1982’de ilkokul dördüncü sınıftayken babasının tayini nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Hasköy’de tamamladı.
Lise eğitimini tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümüne girdi. 1992 yılına gelindiğinde Ortaköy bir barda sahne hayatına başladı. Kendi müziğini daha geniş kitlelere duyurma, paylaşma arzusu sonucu 1994 yılında ilk demo kasetini hazırladı. Bir arkadaşının aracılığıyla TMC Film ile tanıştı. 1998 yılı Mayıs ayında ilk albümü Deli Düş müzikseverlerle buluştu. Dağların Kadını, Talihim Yok Bahtım Kara ve Ben Yolumu Bulurum şarkılarına klip çekildi.
1999 yılı Aralık ayında ikinci albümü Bir Garip Aşk Bestesi çıktı. İlk klip şarkısı Gidiyorum’un başarısının ardından Kıraç’ın dinleyici kitlesi arttı. Bir Garip Aşk Bestesi ve Karahisar Kalesi adlı şarkılara da video klip çekildi.
2001 yılı Şubat ayında Funda Arar’la yaptığı düet albüm Sevgiliye Sevgililer Günü anısı olarak dinleyicilerle buluştu. Bu albümde Sevgiliye ve Çeşminaz parçalarına klip çekildi. Aynı yılın sonunda müzikseverlerle buluşan Zaman albümüyle geniş kitlelere sesini duyurmaya devam etti. Bu albümde Endamın Yeter, Gönül, Kan ve Gül, Yıllar Sonra ve Zaman parçalarına klipler çekildi.
2002 yılında TMC Film’den gelen bir diziye jenerik ve müzik yapma teklifi müzikal yaşamında yeni bir kapı açtı. Zerda’nın jeneriği ve müzikleri geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı. Milyonlarca izleyici her hafta dizide olacakların yanı sıra müzikleri, yeni melodileri merakla beklediler. 2003 yılı baharında dizinin müziklerinden oluşan Zerda albümü müzik marketlerdeki yerini alarak başarılı bir satış grafiği yakaladı. Zerda’nın başarısını bir başka dizi, Bir İstanbul Masalı takip etti. Yüksek izlenme oranı bulunan Aliye, Binbir Gece ve Beyaz Gelincik adlı dizilerin müziklerine de imzasını atan Kıraç, Aliye/Soundtrack’le adını daha çok duyurdu.
2003 Eylül ayında yeni albümü Kayıp Şehir için stüdyo çalışmalarına başladı. Albümde yer alan Senden Başka, Tek Hatıra, Razıysan Gel, Yalan ve Ayşe adlı şarkılara video klip çekildi.
Ayrıca Kıraç, 2005 yılında ilki düzenlenen 1. Beyaz İnci Televizyon Ödülleri’nde Drama dalında Bir İstanbul Masalı adlı dizi ile En İyi Müzik ödülünü kazandı.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 100. yılı için 2007 yılında bir de beste yaptı ve aynı sene Binbir Gece dizisinin müziğini yaptı.
Üç yıllık bir aradan sonra uzun süren bir repertuar ve stüdyo çalışmalarının ardından, mayıs ayının ikinci haftasında müzikseverlerle buluşan “ Benim Yolum”, Kıraç ruhunun, tarzının, yorumunun bir ürünü .
“Benim Yolum” albümünde 5 şarkının söz ve müziği Kıraç’a ait . Batı kökenli Rock Müziği ile Türk Halk Müziği’nin renklerini ustalıkla birleştiren Kıraç’ın yolu bu albümle batı ile doğuyu birbirine bağlıyor. Albüme adını veren “Benim Yolum” adlı parça yıllar önce Kanada’da yaşayan dünyaca ünlü İranlı şarkıcı Googoosh tarafından seslendirilmişti . Zaland Farid ‘in bestesi olan “Talagh” Kıraç’ın yazdığı sözler ve yorumuyla doğunun büyüsünü albüme taşıyor. Yıllar öncesinden iki şarkı “Hayalimdeki Resim” ve “Ya Seninle Ya Sensiz” farklı düzenlemeleri ve Kıraç yorumuyla yine bu albümde . Namık Nagdaliev, Barış Bölükbaşı, Cavidan Kaya, Tevfik Yalçın, Ömer Faruk Güney’inde söz ve müzikleriyle katkıda bulundukları repertuarda yer alan özel şarkılardan biri de Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirinin Kıraç tarafından bestelenmesiyle ortaya çıkan “Yıkık”…
Albümün ilk klibi Ömer Faruk Güney bestesi Namık Nagdaliev’e ait “Sana Mecburum” adlı şarkıya Hakan Yonat yönetiminde 16 mm film formatında çekildi..
Comments: 0 - Date: May 10th, 2008 - Categories: Uncategorized
“Can tükense de sevgi tükenmez” anlamına gelen latince cümledir. Stanislav Lem, ünlü bilim-kurgu romanı Solaris’te, aşkın aslında hayat karşısında kalıcı değil gelip geçici bir durum olduğunu ve yaşamın karşısında bocaladığını ima etmiştir. Romanın kahramanı olan Kris Kelvin’in eşine hissetiği aşk bu cümlenin aksine, bir hayata sığan süre içinde kayıp gider.
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
La Taha, İspanya’nın onyedi özerk bölgesinden, ülkenin en çok nüfusa sahip olan ve güney sınırında bulunan, Endülüs otonom bölgesine bağlı sekiz eyaletinden Akdeniz’e kıyısı bulanan Granada’ya bağlı 168 belediyeden biridir. La Taha belediyesinin nüfusu 2005 yılı nüfus sayımlarına göre 793 kişidir.
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Evsizler Dünya Kupası, takımların oyuncularının tamamının evsizlerden (sokakta yaşayan insanlar) oluştuğu uluslararası bir futbol turnuvasıdır. Turnuva her yıl başka bir ülkede düzenlenmektedir.
2001 yılının sonunda, Cape Town’daki Uluslararası Sokak Gazeteleri Teşkilatı Konferansında The Big Issue Scotland ın kurucularından Mel Young ve Avusturya’daki bir sokak gazetesi olan Megaphon un editörlerinden Harald Schmied, Evsizler Dünya Kupası fikrini ortaya atmışlardır.Uluslararası Sokak Gazeteleri Teşkilatı İnternet Sitesi Böyle bir olayı gerçekleştirmek istediler ve bundan tam 18 ay sonra ilk turnuva Avusturyanın Graz kentinde organize edildi. Turnuva o kadar başarılı geçti ki daha fazlasını istediler ve her yıl düzenlemeye karar verdiler.
İlk Evsizler Dünya Kupası Temmuz 2003′te Avusturya’da yapıldı. 18 ülke katıldı ve tüm katılımcı ülke takımlarının oyuncuları ya evsizlerden ya da geçimini sokak gazetesi satarak sağlayanlardan oluşuyordu. 109 maç yapıldı ve turnuvayı 20.000′den fazla seyirci izledi. Avusturya takımı şampiyon oldu.
İlk 5 sıralaması aşağıdaki gibi oldu:
2003 turnuvasının başarı göstergesi olarak 141 oyuncudan 31′inin şu anda sabit bir işi vardır.
2004 Evsizler Dünya Kupası 25 Temmuz ile 1 Ağustos arasından İsveç’in Göteborg şehrinde yapıldı. 2003′teki 18 takımın aksine bu sefer turnuvaya tam 29 takım katılmıştı. Finalde İtalya Avusturya’yı 4-0 yenerek şampiyon oldu.
İlk 5 sıralaması aşağıdaki gibi oldu:
2005 Evsziler Dünya Kupası, 20 ile 24 Temmuz 2005 arasında İskoçya’nın Edinburg kentindeki Princes Street Gardens’ta gerçekleşti ve İtalya şampiyonluk ünvanını korumayı bildi. Aslında en başında organizasyonu New York üstlenmişti ancak evsiz katılımcılarının vize sorunları nedeniyle turnuva Edinburg’a alındı. Turnuvaya toplam 31 ülke 250 sporcu katıldı.
İlk 5 sıralaması aşağıdaki gibi oldu:
2005 kupasından sadece bir yıl sonrasında katılımcıların %77’sinin hayatlarında çok belirgin değişiklikler olmuş ve bir çoğu iş bulmuş, eğitimlerine geri dönmüş ve alkol ve uyuşturucu bağımlılığından kurtulmuş ve kalacak bir ev bularak aileleri ile olan kötü ilişkilerini düzeltmişlerdi.
2006 yılındaki ev sahibi kent Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town kenti idi. 24 ile 30 Eylül arasında düzenlenen turnuvada tam 48 ülkeşampiyonluk için yarıştı. 300′den fazla maçta 496 oyuncu yer aldı ve 1.800′ün üzerinde gol atıldı.
Sıralama:
Diğer Ödüller:
Turnuva 2007 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde 29 Temmuz ile 4 Ağustos arasında şehir merkezindeki Town Hall Square’da düzenlenmiştir.
Sıralama:
Diğer Ödüller:
Turnuva 2008 yılında ise Avusturalya’nın Melbörn kentinde organize edilecektir.
Oyuncular:
Yukarıdaki koşullara uyan herkes kabiliyetine bakılmaksızın turnuvaya katılabilir.
Bir takım sahaya 4 oyuncu ile çıkar:
Bu ödül profesyonel futbolcuların yer aldığı FIFA Dünya Kupası’ndaki Altın Ayakkabı ödülünün Evsizler Dünya Kupasındaki eşdeğeridir ve turnuva boyunca en çok golu atan oyuncuya verilir.
| Ülke | Takım Adı |
|---|---|
| ABD | The New Yorkers |
| Almanya | Venceremos |
| Arjantin | Los Trotacalles |
| Avusturalya | StreetSocceroos |
| Avusturya | Afghan |
| Brezilya | Ocas |
| Çek Cumhuriyeti | Novy Prostor |
| Danimarka | Hus Forbi |
| Fransa | La Voute |
| Galler | Welsh Dragons |
| Güney Afrika | Big Issue SA |
| Hollanda | Oranje |
| İngiltere | England |
| İrlanda | The Issue |
| İskoçya | Big Issue Scotland |
| İspanya | Milhistorias |
| İsveç | Faktum |
| İsviçre | Surprise |
| İtalya | Multietnica |
| Japonya | Big Issue |
| Kanada | Peel Bears |
| Namibya | Big Issue Namibia |
| Polonya | Polska |
| Portekiz | Cais |
| Rusya | Put Domoj |
| Slovakya | Nota bene |
| Uganda | Gomo Tongo |
| Ukrayna | Doroga do domu |
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Yeni bin yılın sporu Tae Bo, önce Amerika’da ardından Avrupa’da hızlı ve büyük bir etki yarattı. Şimdi de Türkiye’de ilgi görüyor. Savunma teknikleri ile boksun müthiş bir müzik ritmiyle, bedeni ve ruhu sarması sonucu ortaya çıkıyor. İster düşmanınızı yenmeyi hayal edin, ister rahatlamayı, bu size kalmış. Bedeni yüksek miktarda kalori harcayarak yoruyor ve hafifleminizi sağlıyor.
Amerika’da en sıcak ve en güçlü spor olarak tanımlanıyor, Tae Bo. Bu sporun isim babalığı dünya tekvando şampiyonu Bill Blanks’e ait. Amerika’da Tae Bo, engelli çocukların rehabilitasyonunda da kullanılıyor. Blanks, havuzlarda engelli çocuklara Tae Bo yaptırıyor. Bu sayede topluma daha rahat kazandırılacaklarına inanıyor.
Enerji veren, patlayıcı, güçlü, zayıflatıcı, eğlenceli ve rahatlatıcı gibi sıfatlarla tanımlanan ve bir türlü tam olarak anlatılamayan Tae Bo, kadın erkek her yaştan spor meraklısının da ilgisini çekiyor.
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Tu quoque (Latince: “Sen de”, “Sen dahil”) kişinin bir suçlama karşısında kendisini suçlayan kişinin de önceden vey hâli hazırda aynı suçu işlemiş veya işlemekte olduğunu ima eden bir savunma argümanıdır.
Bu tartışma yolu bir eleştiri veya itirazın eleştiri veya itirazı yapan kişiye de aynı derecede uygulanacağı temeline dayanmaktadır. Karşı tarafın öne sürdüğü gerekçe veya eleştirilerden öte, karşı tarafa odaklandığı için bir tür ad hominem olarak tanımlanabilir.
Bunun mahkemedeki kullanımına bir örnek Nuremberg Mahkemelerinde yaşanmıştır. Mahkemelerde sanıklar kendilerini, Nazi rejiminin yaptığı suçların benzerini Müttefiklerin de yaptığını öne sürerek, bir tu quoque argümanı ortaya atmışlardır. (Bu savunma cümlesine belli bir süre sonra mahkemenin yargıçları tarafından izin verilmemiştir.)
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Kelowna, Kanada’da Okanagan Gölü kıyısında kurulan, 165.000′in üzerinde nüfusuyla (kent merkezinde 105.000), Vancouver ve Victoria kentsel alanlarının ardından, Britanya Kolumbiyası eyaletindeki en büyük kentsel yerleşim alanıdır.
Kuzey Amerika’nın en hızlı büyüyen kentlerinden biri olan Kelowna, dünyanın yerleşmek için en arzulanır kentlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kent Toronto, Calgary, Vancouver ve Victoria’dan sonra, Kanada’nın en pahalı emlak piyasasına sahiptir.
2005′te UBC (Britanya Kolumbiyası Üniversitesi) Okanagan kampüsünü Kelowna’da açmıştır.
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Albüm, videolar, biyografi, diskografi, galeri, notalar
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Küçük Şeyler, Prof.Dr. Üstün Dökmen’in televizyonda yaptığı “Küçük Şeyler” isimli programdaki bazı konuların genişletilmesi ve yeni konuların eklenmesiyle hazırlamış kitaptır.
Kitabın içeriği, insan ilişkileri, iletişim hataları, yaşama sevinci, çocuklarla iletişim, eşlerle iletişim, roller, kadın-erkek eşitliği gibi konulardır…
Prof. Dökmen, kitabında temel konulara, özellikle toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğü ve seminerlerinde izleyenlerin etkilendiklerini gözlemlediği konulara yer verdiğini belirtmiş, pekçok kişinin televizyondaki “Küçük Şeyler” adlı programını izlediğini, beğendiğini fakat kitap ve televizyonun farklı şeyler olduğunu ifade etmektedir.
Dökmen kendine has ifade tarzı ile “Televizyonun renkli, ama kitabın gerekli olduğunu, televizyonda paylaşamadığı, tartışamadığı konuları kitapta ele almaya çalıştığını” ifade etmektedir.
Comments: 0 - Date: May 9th, 2008 - Categories: Uncategorized
Çocukların bilgi seviyeleri, psikolojik özellikleri, yetişkinlerden ayrı kitaplar okumalarını gerektirir. Bu kitaplar, dil, üslup, konu, fikir ve tez bakımından çocuğun okuma, anlama, kavrama, zevk alma derecesine uygun olmalıdır. Daha çok basit bir konu, açık ve anlaşılır bir dil, akıcı bir üslup ve çocuğun yaşına uygun bir fikir örgüsü, bu eserlerin belli başlı özelliklerindendir. Her yaşta olağanüstü konular, anlatımda hareket çocuklar tarafından sevilir. Manzûmelerin verimli ve kâfiyeli olması onlar için çok mühimdir. Bilhassa küçük yaşlarda mânâyı hiç düşünmeden tamâmen uydurma, anlamsız kelimelerden meydana gelen, fakat kâfiye ve ses benzeşmeleri yönüyle tekerlemeleri zevkle dinleyip söylerler.
Meselâ; çocuklar 10 yaşlarına kadar masal dinlemek ve okumaktan çok hoşlanırlar. Çünkü eşyâları canlandırmaya ve olmayacak işlere meraklıdırlar. Bu yaştan îtibâren mâcerâlı, esrârengiz ve sürükleyici hikâyeler, romanlar, bilgi verecek kitaplar, teknik eserler dikkatlerini çekmeye başlar. Kız çocukları ev, çocuk bakımı, mutfak, örgü gibi yayınlara da ilgi göstermeye başlarlar.
Eskiden yalnız çocuklar için bir edebiyât yapılması düşünülmezdi. Büyükler için yazılan kitapları çocuklar da okurdu. Hattâ dünyâda çocuk edebiyâtının malı olan; Robinson Cruose, Gulliver’in Gezileri, Alis Hârikalar Diyârında gibi eserler bile aslında çocuklar için yazılmış değildi. Halk arasında anlatılan masallar da yalnız çocuklar düşünülerek ortaya konmamıştır.
Dünyâ edebiyâtında çocuklar için yazılmış eserlerde eskiden yalnız öğretici ve yetiştirici olması düşünülürdü. Bunların yanısıra eğlendiricilik18. yüzyıldan sonra dikkate alınmaya başlandı ve bu husûsa çocuk eserlerinde yer verildi.Tertiplenişi, resimleri ve eğlendiriciliği çocuklara göre olan ilk kitap John Newbery (1713-1767) tarafından yayınlandı.
Dünyâ edebiyâtında çocuklar için yazılmış meşhur kitaplar arasında Charles Perrault’un Geçmiş Günlerin Masalları, La Fontaine’nin Fablleri, Fénelon’un Telemak’ı, Grimm Kardeşlerin Çocuk ve Âile Masalları, Andersen’in Çocuklara Masallar’ı, Collodi’nin Pinokyo’su, Arapların Binbir Gece Masalları hatırlanabilir. Bunlara yukarıda sayılan ve çocuklar tarafından olağanüstü bir ilgi gösterilen Robinson Cruose, Gulliver’in Gezileri, Alis Hârikalar Diyârında eserlerini de ilâve etmek gerekir.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Albüm, videolar, biyografi, diskografi, galeri, notalar
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Özel Üsküdar Fen Lisesi 1987 yılında Bilfen Kolejlerinin bir okulu olarak kuruldu. Kurulduğu günden bu tarafa İstanbul, Marmara Bölgesi ve Türkiye genelinde, yetiştirdiği öğrencilerle üniversite yerleştirme sınavları ve TÜBİTAK bilimsel yarışmalarında sayısız başarılar kazanmıştır. Okul halen Küçükçamlıca’ daki modern binasında eğitim vermeye devam etmektedir.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Sertap Erener’in İngilizce olarak tüm dünyada yayımlanan albümü.Avrupa ve uzakdoğu ülkelerinde küçümsenmeyecek başarı sağladı.Albümden önce Here I Am isimli bir single piyasaya sürüldü. Ve Serdar Erener ile bu parçaya klip çekildi.Bu parça ayrıca Singapur’da bir filmde yer aldı.
No Boundaries sınırları kaldıran bir albüm oldu, daha önce Ricky Martin ile dünyaya açılan Sertab, bu albümle rüştünü ıspatlıyordu.
Albümde, daha önce Mando ile düet yaptığı Fos / Aşk parçasının full ingilizce versiyonu “Leave”; yine ‘Kumsalda’ parçasının ingilizce düzenlemesi “Back to the beach”; Aysel Gürel’in söz yazıp Sertab’ın yorumladığı ve hitler arasına giren ‘Vur Yüreğim’in ingilizce versiyonu “Storms”, single parçası “Here I am” ve tabii ki Eurovision Şarkı Yarışması’nda zafer kazandıran “Everyway that I can” parçaları da yer almakta.
Sertab aynı zamanda dinleyenlere bir sürpriz yapıp, Everyway that I can ile birlikte 2003 yılında ülkemizi temsil etmek için hazırlanıp TRT’nin beğenisine sunulan, ancak kabul görmeyen “The One” parçasını da bu albüme dahil etmiş.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Araba, insan ve yük taşımaya yarayan tekerlekli motorlu ya da motorsuz her türlü kara taşıtı. Motorsuz olanlar hayvanlarla ya da insanlar tarafından yürütülmektedir. Çek çek’ler , el arabaları insan gücüyle yürürken , kağnı , koçu öküz ve mandayla , fayton , briska , kupa ve benzeri arabalar at’la yürütülmektedir. Hollanda ve Belçika’da keçilerin koşulduğu hafif arabalar da vardır.
Arabaların M.Ö. 3000 yıllarında tekerlek ve kızağın bulunmasından sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir. İlk çağ kavimlerinin ( Sümer , Mısır , Yunan , Asur ) arkası açık iki tekerlekli savaş arabaları kullandıkları bu dönemle ilgili adak heykelciklerinde görülmektedir.
İki tekerlekli ve parmaklıklı ilk arabaları İÖ 2000’li yıllarda savaş amacıyla Hititliler yapmıştır. Frigler , Yunanlılar ve Romalılar dağlık ve sarp bölgelerde arabaların devrilmemesi için teker açıklığı kadar mesafede birbirine paralel giden oyuk yollar yaptığı bilinmektedir.
9. yüzyıldan itibaren arabaların üstü kapanmaya başlamış. 1400’lü yıllardan sonra arabalarda yay makas kullanılarak sarsıntıların azaltılmasında önemli başarılar sağlanmıştır yine aynı dönemde Uzakdoğu’da çekçek , Anadolu’da kağnı , Almanya’da koçu arabaları yapılmıştır.
Fayton ve kupa yapımına 1500’lü yıllarda İngiltere’de , 17. yüzyılda Berline’ler Fransa’da başlanmıştır. Demiryolu ulaşımının başlaması ve 20. yüzyılda otomobillerin geliştirilmesi ile atlı arabaların önemi oldukça azalmıştır.
Osmanlılarda Tanzimata kadar yalnızca padişahlar , şeyhülislamlar ve kazaskerler arabaya binebilmekte idi. Tanzimat’tan sonra bu araba ayrıcalığı kaldırılmış , İkinci Meşrutiyetten sonra ise kadınlarla erkekler aynı arabaya binmeye başlamışlardır.
İstanbul’da ilk kullanılan araçlar öküzle çekilen koçu arabaları idi. Daha sonra talika’lar kullanılmış , binek olarakta fayton , landon ve berline tipi arabalara binilmiştir.
Türkiye’de 1950’li yıllara kadar İstanbul’da faytona binilirken , 1964 yılına kadar Ankara sokaklarında fayton dolaşmıştır. Günümüzde ise İstanbul Adalarda , İzmir de ve kıyı kentlerimizde turistik amaçlarla fayton taşımacılığı yapılmaktadır.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Külkedisi (Fransızca: Cendrillon, İngilizce: Cinderella, Almanca: Aschenbrödel ya da Aschenputtel , Rusça: Золушка -Zoluşka-),
ünlü bir Avrupa halk masalının baş kahramanı genç kızın adıdır. Masalda kıskanç üvey annesi ve üvey kız kardeşleri tarafından kötü davranılan bir genç kız (Külkedisi), ona yardım eden bir iyilik perisi, ve onunla evlenip Külkedisi’nin tüm hayatını değiştiren yakşıklı bir prens anlatılır. Dünyada sayısız kez işlenen bu öykünün sadece Avrupa’da 550′yi aşkın değişik biçimi anlatılır.
Bilinen en eski Külkedisi öyküsü, 9. yüzyıldan kalma bir Çin masalıdır. Avrupa Edebiyatı’nda ise Külkedisi’ni işleyen en tanınmış yapıtlardan biri Charles Perrault’un Contes de ma mère l’oye adlı kitabında yer alan Cendrillon’dur. Perrault’nun yapıtında yer alan bazı olay ve kişilere diğer masallarda rastlanmaz (Örneğin Külkedisi’nin vaftiz anne-babası) Külkedisi’ne yardım için gelen doğaüstü varlık çoğu zaman bir peri, kızın ölen annesi ya da Külkedisi’nin iyi davrandığı ve sevdiği hayvanlardan biridir. Yakışıklı prensin Külkedisi’ni cam ayakkabısından bulması da Perrault’nun masalından gelir. Diğer masallarda bunun yerine altın ayakkabı, gümüş ayakkabı ya da yüzük tasvir edilir.
Binbirgece masallarında da (11.yüzyıl) öykü ayakkabı yerine halhal kullanılarak anlatılmıştır. Ufak ayak yerine ince ayak bileği kullanılmıştır.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Çevre sağlığı, bir canlının yaşamını sürdürmek için içinde bulunduğu ortamda ihtiyaçlar piramidi içerisinde etkileşime girdiği her türlü faktörün istenmeyen etkilerinin engellenmesi amaçlı fikir ve faaliyetlerdir. Sağlık, bir canlının ruhen, bedenen ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olarak tanımlanmıştır. Çevre sağlığı tabirinde ise, özne çevre yerine varlığa yüklenerek onun, çevresel etkenlere karşı korunması hali ve çevresel etkenlerin ona entegre edilmesi tanımlanmaktadır. Demek ki çevre sağlığı; Varlığın, olumsuz olarak tarif edilen her türlü çevresel etkene karşı korunması ve onunla çevresel etkenleri belirlenen kriterlere uyumlu olarak bir arada tutma hizmetidir.
Comments: 0 - Date: May 8th, 2008 - Categories: Uncategorized
Hristiyan teolojisi, Hristiyanlık dini açısından teoloji veya Hristiyanlığın teolojik olarak incelenmesi diye tanımlanabilir. Hristiyan teolojisi, Hristiyanlık ile ilgili her türlü teolojik olgunun incelenmesini içerir.
Hristiyan teolojisinin çeşitli alt dalları vardır:
Comments: 0 - Date: May 6th, 2008 - Categories: Uncategorized
Atilla İlhan’ın, 1955 yılında yayımlanan bir şiir kitabı ve kitaba ismini veren şiiri.
Üç ayrı bölüm başlığı içeren kitap 42 şiiri barındırmaktadır. Bölüm başlıklarının isimleri ‘Fabrika durağı’, ‘Bulvardia’ ve ‘Acı ninni’dir. Bu kitapta, Atilla İlhan insanın toplumsal özelliklerini bulup sevmesinin o sıralarda devam etmekte olan soğuk savaşa, insanlıkdışı siyasal baskıya, atom savaşı tehlikesine rağmen gerçekleşebileceğini belirtmektedir.
[1]
Comments: 0 - Date: May 6th, 2008 - Categories: Uncategorized
1951 Afganistan doğumlu oyuncu. Orta okulda tiyatroya başlamış ve 1969 yılında Afganistan televizyonlarında çalışmaya başlamıştır. 25 -30 civarında televizyon filmi bulunmaktadır. 1982 yılında Türkiye’ye gelen oyuncu önce çocuk tiyatroları yapmış daha sonrada İkinci Bahar dizisinde rol alarak dizi serüvenini başlatmıştır. Daha sonra Kurtlar Vadisi’nde Abuzer Kömürcü adlı karakter ile halkın beğenisini toplamıştır.Daha önce oynadığı karakterlerin hariçinde en çok kurtlar vadisindeki rolü ile bilinmektedir pek çok seyirci adını bilmediği halde ona karşı bu oynu ile büyük ilgi duymuştur
Oyuncu en son Sıla dizisinde oyunculuk hayatını sürdürmektedir.
Comments: 0 - Date: May 6th, 2008 - Categories: Uncategorized
Gökhan Kırdar, Türk müzisyen. 2 Haziran 1970′te Aydın’da doğdu.
Polisiye Macera dalında Kurtlar Vadisi ve Komedi dalında Yabancı Damat dizileri ile ‘En İyi Film Müziği’ kategorisinde Beyaz İnci Ödüllerinin sahibi oldu.
Comments: 0 - Date: May 6th, 2008 - Categories: Uncategorized
CITIC Plaza (China International Trade and Investment Corporation Plaza) 391 Metre yükseklikte Çin Halk Cumhuriyeti Guangzhou şehrinde yer alan gökdelendir.
1997 yılında tamamlanan CITIC Plaza Guangzhou şehrinin en yüksek gökdelenidir.
Mimarı Dennis Lau & Ng Chun Man Architects & Engineers (H.K.) Ldt dır.
Çatısı ile birlikte yüksekliği 322 Metredir.
Dünya sıralamasında dünyanın 6. yüksek gökdelenidir.
Comments: 0 - Date: May 5th, 2008 - Categories: Uncategorized
Comments: 0 - Date: May 4th, 2008 - Categories: Uncategorized
Aldığı Ödüller
Tanıtım ve Reklam
Klipleri
Televizyon Programları
http://www.yagmuryapim.com
Comments: 0 - Date: May 4th, 2008 - Categories: Uncategorized
| F1 Kariyeri | |||
| Ülke | Almanya | ||
| Araç numarası | 19 | ||
| Takımı | Scuderia Toro Rosso | ||
| Grand Prix’ler | 2 | ||
| Dünya Şampiyonası | 0 | ||
| Kazandığı yarış sayısı | 0 | ||
| Podyum | 0 | ||
| Pol pozisyon sayısı | 0 | ||
| En Hızlı Tur sayısı | 0 | ||
| İlk Grand Prix | 2007 United States Grand Prix | ||
| İlk galibiyet | - | ||
| Son galibiyet | - | ||
| Son Grand Prix | - | ||
| 2007 Şampiyonası pozisyonu | 16 | ||
| Toplam Puan | 1 | [ edit] | |
Sebastian Vettel (d. 3 Temmuz 1987) Alman Formula 1 pilotu.
1995′te her F1 pilotu gibi yarış hayatına Karting ile başladı. İlk yarışı BMW Sauber adına katılıp Robert Kubica’nın yerine yarıştığı ABD GP’sidir. ABD GP’sini 8. sırada bitirip 1 puan olarak F1 tarihinin puan alan en genç yarış pilotu olmuştur. Avrupa GP’si sonrası Scott Speed’in Scuderia Toro Rosso’dan kovulmasıyla 2007 sonuna kadar Sebastian Vettel ile yarışılacağı açıklanmıştır. Ayrıca, Sebastian Vettel’in; 2008 sezonunda Scuderia Toro Rosso’nun yarış pilotu olacağı da resmen açıklanmıştır.
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
06.06.1965′te Denizli’de doğdu. 1976′dan itibaren yerel gazetelerde öyküleri yayımlandı. 1987′de Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesini bitirdi. 1990-98 yılları arasında pazarlama, finansman ve satış gibi çeşitli alanlardaki iş deneyimlerinin ardından yazarlıkta karar kılarak 1998 yılında Yağmur Hüznü’nü yayımladı. Yine aynı yıl Hayalet Gemi’de öykü ve denemeleri yayımlandı. 2000 yılında Gülden Kale Düştü, 2001′de Fotoğraf Hikayeleri, 2002′de Akrep ve Semender’i yayımladı. 2003 yılında bir yayınevinde editör olarak çalışmaya başladı. 2004′te Anonim Kitap’ı yayımladı. Yağmur Hüznü isimli ilk romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazandı.
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
Albüm, videolar, biyografi, diskografi, galeri, notalar
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
| Finlandiya | |
|---|---|
| Tipi: | Hücümbot |
| İnşası: | Finnyards/Finlandiya |
| siparişi/üretimi: | 1985 |
| Genel Özellikler | |
| Deplasman: | 270 ton |
| Uzunluk: | 50,8 m |
| Genişlik: | 8,3 m |
| Yükseklik (max.): | Su altı 2 m |
| Topları: | 1×57 mm Bofors Mk3 topu, 2×12,7 mm makineli tüfek |
| Füzeler ve Torpiller: | 4xRBS-15 gemisavar, Umkhonto hava savunma |
| Silah Kontrol Sistemleri: | EOS-400 |
| Radar: | Scout yüzey gözlem, 9 LV 225 atış kontrol, ARPA seyrüsefer |
| Karşı Tedbir: | 2xPhilax sahte hedef atıcı |
| Tahrik kuvveti: | 2×3 bin 755 BG MTU 16V 538 TB93 dizel motoru, 2xKamewa 90SII su jeti |
| Hız: | 32 knot |
| Menzil: | 30 knot hız ile 900 km |
| Mürettebat: | 5 subay ve 16 astsubay / erbaş / er |
Çoğunlukla kompozit malzemeden üretilen Hamina sınıfı hücumbotların ağırlığı, kalan parçalarının da alüminyum olması nedeniyle boyutlarına göre oldukça düşüktür. Öncülleri olan Rauma’lar temel alınarak tasarlanan bu hücumbotların radar izi de oldukça düşüktür. Su jeti kullanımı sayesinde akustik ve elektromanyetik izi önemli ölçüde azaltılan Hamina’lar, yalnızca Fin Donanması’nda görev almaktadır. Sonar ve su bombası donanımı sayesinde kıyı sularında denizaltı karşı harp görevlerini icra edebilirler. İnşa edilmelerinden kısa süre sonra modernizasyona tabi tutulan bu gemiler, EADS üretimi ANCS 2000 muharebe veri ve yeni atış kontrol sistemleri ile donatılmıştır. Aynı modernizasyon çalışması kapsamında gemiler, Denel üretimi Umkhonto hava savunma füzeleri ateşleme kabiliyeti de kazanmışlardır. MSI Aylık Savunma Teknolojileri Dergisi, Sayı:2007-023,
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
Tüür_Yağmur Duası Gökhan Kırdar’ın 7 duadan oluşan “Tüür” serisinin ilk albümüdür. Albümde bulunan şarkılarda Gökhan Kırdar’ın tarzı görülse de, kullanılan eski Türk kültürüne ait kam (şaman) davulu müziğe farklı bir yön katmaktadır. Albümün iç kapağında ve resmi web sitesinde tanıtımı şöyledir:
“…ve genç kam(şaman) adayı, elinde tuttuğu orbanın (tokmağın) hastalıktan ölmüş yavru bir geyiğin derisi, davulun ise yıldırım çarpmış bir kayın ağacı olduğunu hatırladı ve çalmaya başladı…”
Tanımdan da anlaşılacağı üzere müzikte, eski kam çalgılarının kullanılmasının yanı sıra, yoğun bir ruhçu ve doğal hava yaratılmaya çalışılmıştır.
Tüür çalışması, Gökhan Kırdar tarafından, kendi ev stüdyosunda tüür ve lir çalarak, dışarıda yağmur yağarken kaydedilmiştir.
Elektronik müzik ile tüür, lir, çeng, kılkopuz, dutar, morinhur gibi eskiden kamların kullandığı Türk çalgılarını sentezleyerek yeni bir müzik türü ortaya koymaya çalışılmıştır.
Seriye adını veren tüür çalgısının bir önemi de bilinen en eski Türk çalgısı olmasıdır.
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
Gerdaniye (Gerdâniye), Klasik Türk müziğinde ince sol (ses) notasını andıran perde ve bir makam.
Bakınız:
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
En İyi Animasyon Filmi Akademi Ödülü.2001′den beri dağıtılmaktadır.
(79. Akademi Ödülleri) Neşeli Ayaklar
Comments: 0 - Date: May 3rd, 2008 - Categories: Uncategorized
Kazım Öz, (doğum 1973 - Tunceli) sinema yönetmeni.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği eğitimi gördü.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Alamedilla, İspanya’nın on yedi özerk bölgesinden, ülkenin güneyinde en fazla nüfusu sahip bulunan Endülüs otonom bölgesine bağlı sekiz eyaletten biri olan Granada’ya bağlı 168 belediyeden biridir. Alamedilla belediyesinin nüfusu, 2005 yılı nüfus sayımlarına göre 830 kişidir.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Kalın yazı
Elveda Rumeli 2007
Yavuz Fazlıoğlu Türk sanat yönetmeni. 27 Nisan 1966′da Adapazarı’nda doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi heykel bölümü mezunudur.
Barda
Hayatım Sana Feda 2006
Kurtlar Vadisi Irak 2005
Şans Kapıyı Kırınca 2004
Kurtlar Vadisi 2003
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 2000
Gemide 1998
Avcı 1997
Ay Vakti 1993
Kankardeşi 1992
Tanabata Matsuri 1990
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
The Wicker Man Iron Maiden’ın Brave New World albümünden çıkan ilk single’dır. 2000 yılının Nisan ayında çıkmıştır. Şarkı adını aynı ismi taşıyan İngiliz filminden alır. Aynı zamanda grubun Bruce Dickinson’ın dönüşünün ardında çıkardığı ilk single’dır.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Schrödinger denklemi bir kuantum sistemi hakkında bize her bilgiyi veren araç dalga fonksiyonu adında bir fonksiyondur. Dalga fonksiyonunun uzaya ve zamana bağlı değişimini gösteren denklemi ilk bulan Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger’dir. Bu yüzden denklem Schrödinger denklemi adıyla anılır. 1900 yılında Max Planck’ın ortaya attığı “kuantum varsayımları”nın ardından, 1924 de ortaya atılan de Broglie varsayımı ve 1927′de ortaya atılan Heisenberg belirsizlik ilkesi bilim dünyasında yeni ufukların doğmasına sebep olmuştur. Bu gelişmeler Max Planck’ın kuantum varsayımları ve Schrödinger’in dalga mekaniği ile birleştirilerek kuantum mekanik kuramını ortaya çıkmıştır.
Schrödinger denklemi kapalı formda şöyle ifade edilebilir: <math> H\psi = E\psi\,</math>
Burada H, Hamiltonyen’ i temsil eder. Hamiltonyen, parçacığın toplam enerjisini veren bir operatördür ve <math>H = {p^2 \over 2m} + V</math> şeklinde ifade edilir. İlk terim kinetik enerjiyi, ikinci terim ise potansiyel enerjiyi temsil eder.
Momentum operatörü <math> \vec p = -\imath \hbar \vec \nabla</math> denklemde yerine konursa Schrödinger denkleminin sol tarafı elde edilir.
Bu zamana bağlı Schrödinger denklemidir. Denklemin sağ tarafının sıfıra eşit olması durumunda zamandan bağımsız Schrödinger denklemi karşımıza çıkar. Burada <math>\hbar=10,1\cdot 10^{-34}Js</math> değerinde Planck sabiti, m; parçacığın kütlesi, V; potansiyel enerji, <math>\psi\,</math>; parçacığa eşlik eden dalga fonksiyonudur. Parçacığın kinetik enerjisinin hareket etmezken sahip olduğu iç enerjisinden oldukça büyük olması durumunda enerjisi göreli olarak ifade edileceğinden <math>E^2=p^2c^2+m_0^2c^4</math> şeklinde olur. Bu sayede elde edilen Schrödinger denklemine, Relativistik (göreli) Schrödinger Denklemi denir ve <math>{D_t}={\partial\over\partial t}</math> olmak üzere şu formda yazılır.
Denklemin çözümü için, parçacığın bulunduğu duruma göre içinde olduğu potansiyeller şöyle özetlenebilir:
V’nin sıfır olması durumunda serbest parçacık durumu incelenir. Sıfırdan farklı durumlarda parçacığın enerjisinin uygulanan potansiyelden büyük veya küçük olması koşullarına göre değişen çözümler bulunur. Parçacığın enerjinisinin uygulanan potansiyelden küçük olması ancak belirli bir genişlikten sonra bu potansiyel engelin kaldırılması durumunda Tünel Etkisi gözlemlenir. Akım yoğunluğu hesaplanarak geçme ve yansıma katsayıları bulunur.
Değişen potansiyellere örnek; basit harmonik titreştirici ve Coulomb potansiyelleridir. Bunlar bir katıdaki atomların titreşimi ve atomdaki çekirdeğe bağlı elektronların hareketini kapsar.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Elrond J.R.R. Tolkien tarafından yaratılmış hayali mekan Orta Dünya’da hayali bir kahramandır. Tam adı Elrond Peredhil’dir. Sindarin’de isminin anlamı yıldız kubbesi’dir. Beren ve Luthien’in torunu, Earendil ve Ak Elwing’in oğludur. Earendil ve Ak Elwing yarı elf olduğu için Elrond’a bir seçim hakkı tanınmıştır. O da kardeşi Elros’un aksine ölümsüz olmayı seçmiştir. Rivendell’in efendisidir. Üç Yüzük’ten biri olan Vilya’nın yani hava yüzüğünün muhafızıdır. Üçüncü çağın sonunda Orta Dünya’dan ayrılarak Deniz’in ötesine geçmiştir.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Türkiye’de korsan olgusu başlangıçta bilişim alanında faaliyet gösteren genç ama yasalardan bağımsız ve uzak olanların eliyle başlatılmıştır. Bilgisayar kullanımı ve sahibi olma durumu kamu ve özel sektör şirketlerinden tabana doğru hızla yayılmaya başladığı 1995 yılı ve sonrasında da yasa dışı ticari bir faaliyet alanı haline gelmiştir. Uluslarası anlaşmalarda ve ikili anlaşmalarda onayı ve katkısı olan devletin iligili kolluk örgütleri, yargı birimleri ve kaçakçılık ile ilgili birimleri hem vergi kayıplarını önlemek hemde kullanımda adaleti ve üreticinin haklarını güvence altına alabilmek amacıyla çalışmalara da 2000′den itibaren etkin biçimde başlamıştır.
Türkiyede özelde başta büyük yerleşimlerde korsan satışı üzerine uzmanlaşmış ve bunu bir ticari faaliyet olarak yürüten kişiler vardır. İstanbul’da yoğun olarak Kadıköy, Beşiktaş, Aksaray, Tahtakale gibi yerler öncelikli olmak üzere tümüyle bilişim faaliyetlerine dönük işletmelerin yanında ve yakınında yan sanayi durumuna gelmişlerdir. Ankara’da Kızılay çevresinde özelde Maltepe Pazarı’nda 200′ü aşkın tezgah ile Karanfil sokak ile Yüksel caddesi üzerinde faaliyette bulunan kişiler vardır. Maltepe Pazarı’ndaki dükkanlarda, her ne kadar son yıllarda yapılan uygulamalarla korsan CD ve DVD tezgahları kaldırılsa da bu uygulama sadece sembolik olarak kalmıştır. Tezgah sahipleri halen satışlarını yapmaktadır, tek fark satışların açıkta değil tezgahaltı tabir edilen gizli şekilde yapılmasıdır. İstenilen yazılım, müzik, oyun vb. CD veya DVD’si, korsan satıcıların gizli küçük depolarından anında getirttilirmektedir.
Diğer ülkelerde ve kültürlerde de olduğu gibi bu süreç sadece yazılım alanında değildir. Oyun, sinema, televizyon gibi etkileşimli ortama geçirilebilen her türlü kültür tüketim ürününüde kapsar haldedir. Yazılımın bunlardan farkı tüketim ürünü olmayıp varlığıyla katma değer yaratabilir olmasındadır.
Türkiye’de 1995 yılı ve izleyen süreçte öne çıkan olumlu konularda korsan kapsamında göze çarpmaktadır. Yazılımların kolay ve ucuz olarak hemen her yerde bulunabilir olması iki açıdan olumlu olmuştur. Bilgisayara alışkanlık ve yazılımların öğrenilme kolaylığı.
1990′lı yıllarda özelde grafik yazılımlarını kullanabilme yeteneğine sahip yetkin insanları bulmak o denli zordu ki bulunabilenlerinde ücretleri bile oldukça yüksekti. Korsan yazılımın bu anlamda iç piyasa girdi maliyetlerinin düşmesinde olumlu katkısı olmuştur. 1995 sonrası büyük kentlerde yasal durumun belirsizliği altında ortaya çıkan korsan yazılım satışı öncelikle dar gelirli ailelerin çocuklarına bilgisayar alımında yan katkılar sağlamıştır. Bilgisayar edinme ve yazılım bulmadaki kolaylık her genç insanın ilgi alanına göre kendini deneme yanılma yoluyla yetiştiribelmisini ve ilgi alanında derinlik kazanılmasını sağlamıştır. Bu birikim ve yetkinlik kısa sürede yazılım kullanımına gereksinim duyan büyük ve küçük ölçekli işletmelerin ara eleman ihtiyaçlarının hızla ve daha ucuza karşılanabilmesini sağlamıştır.
Özelde yerli yazılım üreten kişi ve şirketlerin katma değer üretip bunları yeni yazılımlar üretmeye akatarabilmesinin önünde en büyük engel olmuştur. Türkiyenin açıldığı ilk günden bu yana yazılım alanında istihdam edileceği varsayılan bilgisayar mühandislerinin beyin göçü olarak iç pazarda yer ve iş alanı bulamamsı nedeniyle beyin göçü olarak diğer ülkelere gidişlerine neden olunmuştur. Halen 6000′i aşkın sayıda bilgisayar mühendisine sahip bir ülke için bu etki çevresi ve kaybedilen katma değer açısından da önemlidir.
Olumsuz olduğu kadar olumlu etkileri de vardır:
Yapılan yasal takip ve süreçlerin sonucunda Türkiyede dört değişik yol ve yöntem yasadışı olarak tespit edilmiştir.
BSA’ya göre ise korsan çeşitleri şu ana başlıklar altında değerlendirilmektedir: 1- Kullanıcı Kopyalaması, 2- Eşanlı Kullanım, 3- Sabit Disk Yüklemesi, 4- Sahtecilik, 5- İnternet Yoluyla Kopyalama, 6- Yazılım Kiralama
Bu süreçlerin birleştiği aşamada iç piyasa dağıtım kanallarının oluşması ve ürün olarak kullanım talepkarı olan alıcı aşamasında genelde eğitimsiz ama yaşadıkları kentte sosyolojik olarak tutunma çabası ve varolma mücadelesi vererek kente entegre olmaya çalışan bir satıcılar kuşağı oluşmuştur. Bu kuşaktan gelenlerin içerisinden süreci iyi değerlendirip bir üst yasal aşamaya geçebilen yeni sektör sermaye grupları da vardır.
Satıcılar bakımında da ortaya önemli bulgular çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul genelinde yapılan çalışmalarda korsan satışıyla ilgili olarak çalışanların köken kentleri önemlidir. Ankara’da bulunanlar Kars ve Ağrı kökenliyken, İstanbulda anadolu yakasında Malatya, Diyarbakır ve Ağrı kökenliler, Tahtakale bölgesinde ise Kayseri kökenli olanların bu işleri akrabalık ve aynı köylülük bağlamlarının dayanışmasıyla yaptığı tespit edilmiştir.
Korsan erişim kolaylığı sağladığı biçimiyle de birçok tüketicisinde bağımlılık yaratmıştır. Kolay bulunabilirlik açısından tüketici analizleri sonucu da:
Burada da görüleceği üzere birinci grupta yer alan türk tüketicisi için konu bir saplantılı bağımlılık haline dönüşmüştür. Bunlarda korsan bağımlılığı olma durumu olarak psikolojik tedaviler açısından da ele almak kaçınılmaz gözükmektedir.
Türk korsan yazılım tüketicisi; satıcıların aksine ekonomik ve eğitim düzeyleri bakımından da da ülke ve yaşadıkları kent ortalamalarının çok üzerindedirler.
Kentlere göre yazılım özelinde korsan kullanım türleri ve kültürleri de değişiklikler göstermektedir. İstanbul’da endüstriyel yazılımlar (CAD, CAM, CAE, CFA, CNC…) öne çıkarken Ankara’da ise daha çok müteahhitlik üzerine olan (hakediş, çelik konstrüksiyon, mimarlık, inşaat,…) yabancı ve yerli yazılımlar ile muhasebe üzerine olanlar öne çıkmaktadır.
Sosyolojik ve ekonomik açıdan da bu konu önemlidir. Yazılım kullanımında korsan tercihleri açısından Ankara kullanıcısının devletle iş yaptığını, İstanbul kullanıcısının ise kendi adına işletme sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgiler bağlamında ülkenin hemen her yerinden kendi adına işletme sahibi olanlarında İstanbul’u korsan yazılım için tercih ettiğini söylemek mümkündür.
Ana hatlarıyla konu kapsamında kaçakçılık, telif hakları ve ceza kanunu kapsamında yer alan bireysel ve veya örgütlü suçlar ile ilgili hükümler uygulanabilmektedir.
BSA gibi ticari hak sahibi mağdurların adına hareket eden yapılar ile ABD kökenli film endüstrisinin haklarını koruma amaçlı faaliyet gösteren…
MÜYAP, müzik endüstrisi adına üyelerinin haklarının korunmasında çaba harcamaktadır…
BSA bağlamında son yıllarda BSA’nın verilerinin dayanakları sorgulanarak Türk kullanıcısına açıktan hakaret ettiği de ileri sürülmeye başlanmış ve bu durumun BSA’nın patronları olan Microsoft’a yaranma girişimi adına etik duyarlılık gösteremediği de ileri sürülerek protesto edilmeye başlanmıştır. Bu konuda en açık ve sert açıklamayı da Prof. Ethem Derman yapmıştır.
Türkiyede yasal süreç yasa koyucunun gerek telif hakları gerekse ceza kanunları çerçevesinde ilgili kazanç kayıplarına uğrayan kesimlerinde görüşleri dikkate alınarak düzenlemeler yapılmıştır. İlk başlarda şikayete bağlı olarak kolluk örgütü devreye girmekteyken artık tüm kolluk örgütü mensupları resen korsan gördükleri ve buldukları her alan ve her yerde yetki kullanımına ve adli süreci başlatabilme yetkisi ile donatılmıştır. Türkiyede diğer batı ülkeleri yasalarından farklı olarak pornografi konusunda da ağır cezalar olması nedeniyle uygulama da batı hukuk ve ceza normlarından daha farklı ve ağır yaptırımları da bünyesinde barındırmaktadır.
Yasal süreçte günümüze kadar en çok uygulama yapılan alanlar satıcılar noktasında yoğunlaşırken ortaya yeni yeni bu yasadışı sektörün kendi iç ürün tedarik zinciride açığa çıkarılmaya başlanmış ve onlar üzerindende çalışmalar yapılarak birçok toptancı hakkında da adli süreçler başlatılmıştır. En son 2006 yılı başında İstanbul’da bir cd/dvd yasal ve Kültür Bakanlığından izinli replikasyon üretim tesisinin yasadışı üretim yaptığı tespit edilmiş ve sahibi cezaevine konulmuştur.
İstanbul, Kadıköy ilçe sınırları içerisinde yer alan ve Salı Pazarı olarak halk arasında bilinen yerde pazar günleri kurulan pazar da sırf korsan cd satışları yüzünden yapılan girişimler ve baskılar sonucu belediyece kapatılmak zorunda kalınmıştır.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Dijital fotoğraf makinelerinde filmin karşılığı olan sensör üzerine düşen görüntü dijital işlemci tarafından sayısal verilere dönüştürülüp fotoğraf haline getirilir. Çekim sırasında belli işlemlerden geçen ham görüntü genelde JPEG bazen de TIFF formatına dönüştürülür.
İşte bu değişikliklerin yapılmadan sensörden gelen sayısal verilerin doğrudan belleğe yazılmasıyla oluşan özel formata RAW adı veriliyor. RAW dosyaları sensörden gelen ham bilgileri içerdiğinden yaygın olarak tercih edilen fotoğraf formatı JPEGten çok daha fazla yer kaplarlar. 6 Mpiksel bir fotoğraf makinesi için bu rakam 5-6 Mbyte’a ulaşabilir. Her marka ve modelin kendine has algoritma yöntemleri olduğundan farklı dijital fotoğraf makinelerinin ürettiği RAW dosyaları farklı boyutlarda olur.
Bu formatı daha çok üst seviyede ürünler desteklediği için her dijital fotoğraf makinesinin RAW çekme özelliği bulunmaz.
RAW formatının en önemli özelliklerinden biri de çekim yapıldıktan sonra üzerinde bazı değişikliklere izin vermesi. Yani bir nevi zaman içinde geri giderek yanlış ayarları düzeltebilmeye imkân tanıması.
Dış Bağlantılar
RAW Formatı hakkında Türkçe bir yazı.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Al Yeşil Oyunu, 8–16 yaşları arasındaki 5–10 çocuk arasında oynanır. Öncelikle yaşı en büyük olan çocuk hakem olarak seçilir. Çocuklar, aralarından aynı sırada duran birini usta olarak seçerler. Kalan çocuklar ise sırayla dururlar. Ustanın eline bir kemer verirler. Bu arada usta oyuncu ile hakem, çocuklardan uzaklaşırlar. Oyunla ilgili gizlice konuşmaya başlarlar. Usta ile hakem gizli konuşmalarında bir renk üzerine anlaşırlar. Örneğin kırmızı rengini seçerler. İkisi anlaştıktan sonra tekrar çocuklara dönerler. Burada usta oyuncu çocuklara “al, yeşil” diye sormaya başlar. Her hangi bir çocuk usta ile hakemin gizlice seçtikleri rengi söylerse kemeri eline alır ve çocukları dövmeye başlar. Birkaç dakika sonra hakem oyunculara bağırır “tas nefes kes tas nefes kes….. tas nefes kes” şunları söylerken bu kez çocuklar elinde kemer olan çocuğu dövmeye çalışırlar. Elinde kemer olan çocuk hızla hakemin yanına gidip kemeri teslim etmeli ve o rengin de kırmızı olduğunu söylemeli. Bu şekilde sıra gelir sırada duran ikinci çocuğa ve oyun sürdürülür.
Oyun bazı yörelerde uzun kış gecelerinde erişkinker tarafından da oynanır. Türkmenler arasında hayli yaygındır.
Comments: 0 - Date: May 2nd, 2008 - Categories: Uncategorized
Çigong veya Çikung (Pinyin: Qìgōng, Geleneksel Çince: 氣功) belirli fiziksel duruşlar ve beden hareketleri ve/veya hayalle birleştirilen nefes tekniklerini kullanarak bedenin enerji dengesini düzenleyen Çin tıbbının ve savaş sanatlarının bir parçası olan biyoenerjitik sistem. Çigong bedendeki çeşitli sistemleri optimum fonksiyon halinde tutarak vücudun doğal sağlık durumunu yeniden oluşturmasıyla Alternatif tıp uygulamalarının arasında yer almaktadır. Kelime, yaşam enerjisi anlamına gelen Çi ile çalışma ve inceleme anlamına gelen etkinlik yani gong (ya da Kung /Kung Fu/ kelimesindeki kung ile aynı) kelimesinin biraraya gelmesinden türetilmiştir.
İnsanın atıl tuttuğu gücünü ortaya çıkarmak ve çeşitli yeteneklerini geliştirmek amacıyla ortaya konulan bu bilim veya sanatı Uygurlar Can Maharet olarak adlandırmışlardır.
Çigong, bedende çi olarak bilinen doğal yaşam gücünün akış halinde bulunduğu şeklindeki geleneksel Çin görüşüne dayanmaktadır. “Çi” Mandarin Çincesinde nefes veya gaz anlamına gelmektedir. Nefes yoluyla bu enerji canlı tutulur, gong ise beceri geliştirici kararlı çalışma veya teknik anlamına gelir. Çigong “nefes/yaşam gücü çalışması” veya iyi bir sağlığa ulaşıp onu sürdürmek için nefesi/çi’yi kullanma sanatıdır.
1949′da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra diğer geleneksel yöntemler gibi Çigong da eleştirilerden payını almış ve Çigong uygulamaları yasaklanmış ancak 1970′lerde Çigong resmen tanınmıştır.
İlk dönemlerde daha kapalı bir çevrede uygulanmasına karşın yaygın olarak ikiyüzün üzerinde yönteminin kullanıldığı Çigong günümüzde Çin’de sağaltım/terapi amacıyla veya savaş sanatlarının bir parçası ve Taoist ve Budist keşişlerin eğitilmesinde kullanılmıştır. Çigong, Çin’de olduğu gibi Batı ülkelerinde de ağırlıklı olarak sağlık gerekçesiyle çalışılmaktadır.
Geleneksel Çin Tıbbının (GÇT) (İngilizce’de Traditional Chinese Medicine-TCM) temelinde doğada ve evrende mevcut olan ve olmakta olan herşeyin Yin ve Yang denilen iki kutupluluk arasındaki akıştan ve devinimler ile Beş element fikri bulunmaktadır. Büyük evrenin küçük bir kopyası olan insan bedeni de normal koşullar altında hem fiziksel hem de psişik düzeyde bir yin yang uyumu içerisindedir. Ayrıca yin ve yang arasında onları birbirlerine bağlayan yine evrensel düzeyde bir enerji bulunmaktadır ki bu da Çi’dir.
Çi veya Japoncadaki söylenişiyle Ki ; geleneksel Çin kültürü ve tıbbının temel kavramlarından biridir. Çi’nin mevcut olan herşeyde yer alan “hayat gücü” veya “spiritüel enerji” olduğuna inanılmaktadır. Genellikle “hava” veya “nefes” olarak yabancı dillere aktarılan bu terimin aslında tam bir karşılığı yoktur. Çince’de Çi’yi gösteren ideogram formu 氣 şeklindedir.
Metafizik bir enerji tipi olarak